📝 Editoryal Not:
Meme kanserinde erken tanı, hem toplum tabanlı tarama programları hem de memede ortaya çıkan yeni değişikliklerin zamanında değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Bu bülten, ağrısız kitle, ciltte çökme, meme başında değişiklik ve olağandışı akıntı gibi klinik olarak değerlendirilmesi gereken bulguları anlaşılır biçimde ele alıyor. Bilimsel gözden geçirmede özellikle “her kitle kanser değildir”, “belirti bulunmaması kanseri dışlamaz” ve “tarama ile tanısal değerlendirme aynı şey değildir” ayrımlarını belirginleştirdim. Ayrıca Türkiye’deki ulusal tarama programında 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi uygulandığı bilgisini metne ekledim.
Ağrısız kitle, ciltte çekilme ve meme başındaki değişiklikler değerlendirilmelidir
Memede yeni ortaya çıkan ağrısız bir kitle, ciltte çökme veya meme başında meydana gelen değişiklikler, meme kanserinin olası belirtileri arasında yer alabilir. Bununla birlikte memede fark edilen her değişiklik kanser anlamına gelmez. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni bir meme kitlesi veya memede olağandışı değişiklik fark edildiğinde, özellikle kitle ağrısız olsa dahi sağlık profesyoneline başvurulmasını öneriyor.
Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Kemal Hünerli, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında meme kanserinin belirtileri, erken tanı ve tarama yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Ağrısız kitle önemli bir bulgu olabilir
Meme kanserinin en sık görülen klinik bulgularından biri memede yeni ortaya çıkan kitledir. Kitle çoğunlukla ağrısız olabilir; ancak ağrı olmaması veya kitlenin yumuşak olması tek başına iyi huylu olduğu anlamına gelmediği gibi, memedeki her kitlenin kanser olduğu da düşünülmemelidir. Meme kitlelerinin önemli bir bölümü iyi huylu nedenlere bağlıdır.
Dikkat edilmesi gereken diğer değişiklikler arasında memenin boyut veya şeklinde yeni gelişen farklılıklar, ciltte çökme ya da kalınlaşma, “portakal kabuğu” görünümü, meme başının yeni gelişen içe çekilmesi veya yön değişikliği ve özellikle kendiliğinden ortaya çıkan tek taraflı ya da kanlı meme başı akıntısı bulunabilir. Koltuk altında yeni ortaya çıkan kitle veya lenf nodu büyümesi de değerlendirilmelidir.
Bu bulguların meme kanseri dışındaki iyi huylu veya başka tıbbi durumlarda da görülebileceği unutulmamalıdır. Ancak yeni başlayan ve kalıcı olan değişikliklerin nedeninin belirlenmesi için klinik değerlendirme geciktirilmemelidir.
Belirti olmaması taramayı gereksiz hale getirmez
Meme kanseri erken dönemde herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Bu nedenle yalnızca kişinin memesinde bir değişiklik fark etmesini beklemek, erken tanı açısından yeterli değildir.
Burada tarama ile tanısal değerlendirme arasındaki fark önemlidir. Tarama, herhangi bir belirti bulunmayan kişilerde hastalığı erken evrede saptamaya yönelik uygulanırken; memede kitle, akıntı veya cilt değişikliği gibi bir bulgu ortaya çıktığında yapılan görüntüleme ve diğer incelemeler tanısal değerlendirme kapsamındadır.
DSÖ, erken tanının iki temel bileşenini; belirtilerin fark edilmesi ve sağlık hizmetine zamanında başvurulması ile uygun tarama programlarının uygulanması olarak tanımlıyor. Erken evrede saptanan meme kanserlerinin tedavi edilebilirliği de genel olarak daha yüksektir.
Meme kanseri erkeklerde de görülebilir
Meme kanseri ağırlıklı olarak kadınlarda görülse de erkeklerde de ortaya çıkabilir. Ulusal Kanser Enstitüsü’ne (NCI) göre erkeklerde görülen meme kanserleri, ABD’deki tüm meme kanserlerinin yüzde 1’inden daha azını oluşturuyor. Erkeklerde en sık dikkat çeken bulgu meme veya meme başı çevresinde kitle ya da kalınlaşmadır. Meme başında içe çekilme, şekil değişikliği, şeffaf veya kanlı akıntı ve ciltte değişiklikler de görülebilir.
Erkeklerde meme kanseri riski yaş, aile öyküsü ve özellikle BRCA1/BRCA2 gibi kalıtsal gen değişiklikleri dahil olmak üzere çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Risk faktörlerinin bulunması hastalığın kesin olarak gelişeceği anlamına gelmediği gibi, belirgin bir risk faktörünün bulunmaması da olağandışı bir değişikliğin göz ardı edilmesini gerektirmez.
Görüntüleme yöntemi yaşa ve risk durumuna göre belirleniyor
Meme kanseri değerlendirmesinde mamografi, ultrasonografi ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Hangi yöntemin kullanılacağı; kişinin yaşı, klinik bulguları, meme yoğunluğu ve bireysel risk profiline göre belirlenir.
Dijital meme tomosentezi, yaygın olarak “3D mamografi” olarak da adlandırılan bir mamografi teknolojisidir. Meme dokusunun farklı açılardan alınan görüntülerinin kesitsel olarak değerlendirilmesine olanak sağlar. Özellikle yoğun meme dokusunda dokuların üst üste binmesine bağlı bazı görüntüleme güçlüklerini azaltabilir ve bazı kanserlerin saptanmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte 3D mamografi her hasta için otomatik olarak gerekli değildir; görüntüleme yöntemi klinik değerlendirme ve mevcut tarama protokolüne göre belirlenmelidir.
Yoğun meme dokusuna sahip olmak hem meme kanseri riskinde artışla hem de mamografide bazı lezyonların görülmesinin zorlaşmasıyla ilişkilidir. Ancak yoğun meme dokusu bulunan her kişiye mamografiye ek olarak ultrason veya MR uygulanması gerektiği konusunda tüm kılavuzlarda tek bir yaklaşım bulunmamaktadır. Ek görüntüleme kararı kişinin toplam risk profili ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmelidir.
Türkiye’de ulusal tarama programı 40-69 yaş grubunu kapsıyor
Türkiye’de Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi ile meme kanseri taraması yapılmaktadır. Tarama hizmetleri Sağlık Bakanlığına bağlı KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve ilgili sağlık kuruluşları aracılığıyla yürütülmektedir.
Tarama aralığı ve yöntemi, ortalama risk grubundaki kişiler için ulusal program çerçevesinde belirlenirken; genetik yatkınlık, güçlü aile öyküsü, daha önce meme kanseri veya yüksek riskli meme lezyonu gibi durumlarda kişiye özgü takip ve daha erken yaşta veya farklı yöntemlerle tarama gerekebilir.
Bu nedenle tarama programlarının bireysel risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Tedavi tümörün biyolojik özelliklerine göre planlanıyor
Meme kanserinde tedavi kararı yalnızca tümörün boyutuna göre verilmez. Hastalığın evresi, lenf nodu durumu, hormon reseptörleri ve HER2 gibi biyolojik özellikleri ile hastanın genel sağlık durumu tedavi planını etkileyebilir.
Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi, hedefe yönelik tedaviler ve uygun hastalarda diğer sistemik tedaviler tek başına veya farklı kombinasyonlarla kullanılabilir. Tedavi planının multidisipliner bir ekip tarafından, hastalığın özellikleri ve kişinin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulması güncel yaklaşımın temel unsurlarındandır.
Korku yerine farkındalık
Op. Dr. Kemal Hünerli, “Memede fark edilen her değişiklik kanser değildir. Ancak yeni ortaya çıkan, kalıcı olan veya kişinin normal meme yapısından farklılık gösteren bulguların ihmal edilmemesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Meme kanserinde farkındalığın amacı kişileri gereksiz kaygıya yönlendirmek değil, olağandışı değişiklikleri tanıyabilmelerini ve uygun zamanda sağlık hizmetine başvurmalarını sağlamaktır. Düzenli tarama programlarına katılmak ve memede yeni bir değişiklik fark edildiğinde gecikmeden sağlık profesyoneline başvurmak, erken tanı ve uygun tedaviye erişim açısından önem taşır.
