📝 Editoryal Not:
Polikistik Over Sendromu (PCOS) için Polyendocrine Metabolic Ovarian Syndrome (PMOS) adının kullanılmaya başlanması, 2026 yılında uluslararası bir uzlaşı sürecinin ardından gerçekleşti. Yeni terminoloji, hastalığın yalnızca yumurtalıklarla veya “kist” kavramıyla sınırlı olmadığını; endokrin, metabolik, üreme sağlığı, dermatolojik ve psikolojik boyutları bulunan heterojen bir tablo olduğunu daha iyi yansıtmayı amaçlıyor. Uluslararası kılavuz da Mayıs 2026’da terminolojiyi PMOS olarak güncelledi; ancak tanı ve tedavi önerilerinde temel bir değişiklik yapılmadı. Geçiş döneminde PCOS ve PMOS adlarının birlikte kullanılması da öneriliyor. Bu nedenle aşağıdaki metinde özellikle “PMOS’un tek nedeni insülin direncidir”, “belirli bir diyet hastalığı iyileştirir” veya “%5-10 kilo kaybı herkeste belirli sonuçları sağlar” gibi kesinleştirici ifadeler daha kanıta dayalı ve kişiselleştirilmiş bir çerçeveye taşındı.
Daha önce Polikistik Over Sendromu (PCOS) olarak adlandırılan Polyendocrine Metabolic Ovarian Syndrome (PMOS), 2026 yılında uluslararası uzlaşıyla yeni bir isim kazandı. Yeni terminoloji, hastalığın yalnızca yumurtalıkları değil; endokrin ve metabolik sistemleri, üreme sağlığını, cilt bulgularını ve psikolojik iyilik hâlini de etkileyebilen çok boyutlu yapısını daha doğru yansıtmayı amaçlıyor.
Üreme çağındaki kadınlarda sık görülen PMOS, adet ve ovulasyon düzensizlikleri ile hiperandrojenizm gibi üreme-endokrin bulguların yanı sıra metabolik ve psikolojik özelliklerle de ilişkilidir. Yeni isimlendirme süreci 56 hasta ve profesyonel kuruluşun katılımıyla yürütülen çok aşamalı uluslararası bir uzlaşı çalışmasının ardından Mayıs 2026’da duyuruldu. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM), Endokrin Society ve Avrupa İnsan Üremesi ve Embriyoloji Derneği (ESHRE) dahil olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar değişikliği destekledi.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, PMOS hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çekerek hastalığın değerlendirilmesinde yalnızca adet düzensizliği veya yumurtalık görüntüsüne değil, bireyin metabolik, hormonal, üreme ve psikolojik özelliklerine bütüncül olarak bakılması gerektiğini belirtti.
PMOS yalnızca yumurtalıklarla ilgili bir hastalık değil
PMOS’un yeni adı, hastalığın daha geniş klinik özelliklerini vurgulamayı amaçlıyor. Uluslararası kılavuzda da PMOS; ovulatuvar disfonksiyon, hiperandrojenizm ve polikistik over morfolojisinin yanı sıra metabolik riskler, kardiyovasküler risk faktörleri, uyku apnesi ve psikolojik özelliklerle birlikte ele alınıyor.
Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “PMOS tanısı alan her bireyde aynı belirtilerin görülmesi beklenmez. Bu nedenle hastalığın yönetiminde semptomların yanı sıra metabolik ve psikolojik sağlık, yaşam tarzı, gebelik planı ve kişinin tedavi tercihleri de dikkate alınmalıdır.” dedi.
Yanlış 1: PMOS’lu her kadının yumurtalıklarında kist vardır
Doğrusu: Adındaki “polikistik” ifadesine rağmen PMOS, yumurtalıklarda klasik anlamda çok sayıda patolojik kistin bulunduğu bir hastalık değildir.
Ultrasonografide görülen yapıların önemli bir bölümü gelişimin belirli aşamalarındaki foliküllerdir. Ayrıca polikistik over morfolojisinin görülmesi PMOS tanısı için her hastada gerekli değildir. Erişkinlerde düzensiz adet döngüleri ile hiperandrojenizm birlikte bulunduğunda, güncel uluslararası tanı algoritmasına göre ultrasonografi veya AMH ölçümü tanı için gerekli olmayabilir.
Dolayısıyla ultrasonda polikistik over morfolojisinin görülmemesi PMOS’u dışlamadığı gibi, yalnızca bu görüntünün bulunması da tek başına tanı koydurmaz.
Yanlış 2: PMOS yalnızca fazla kilolu kadınlarda görülür
Doğrusu: PMOS farklı vücut ağırlığı ve vücut kompozisyonlarına sahip kişilerde görülebilir.
Fazla kilo veya obezite bazı kişilerde metabolik riskleri artırabilir; ancak normal vücut ağırlığına sahip kişilerde de PMOS görülebilir ve metabolik risk faktörleri bulunabilir. Bu nedenle kişinin kilosu normal olduğu için PMOS olasılığı dışlanmamalıdır. Uluslararası kılavuzlar da değerlendirmede kilo damgalamasından kaçınılmasını ve metabolik risklerin kişiye göre ele alınmasını vurgulamaktadır.
Yanlış 3: PMOS’un temelinde yalnızca insülin direnci vardır
Doğrusu: İnsülin direnci ve hiperinsülinemi PMOS’ta önemli bir rol oynayabilse de hastalığın tek mekanizması değildir.
PMOS’un etiyolojisi karmaşıktır; genetik yatkınlık, hormonal düzenekler, hiperandrojenizm ve metabolik özellikler birbiriyle etkileşim içinde olabilir. Bu nedenle “insülin direncini düzeltmek hastalığı tamamen ortadan kaldırır” şeklindeki yaklaşım bilimsel olarak doğru değildir.
Yanlış 4: PMOS’tan tamamen kurtulmak mümkündür
Doğrusu: PMOS kronik ve heterojen bir endokrin-metabolik durumdur; ancak belirtiler ve ilişkili sağlık riskleri etkili biçimde yönetilebilir.
Tedavi, kişinin temel yakınmalarına, metabolik risklerine ve gebelik isteğine göre planlanır. Sağlıklı yaşam davranışları, gerektiğinde ilaç tedavileri ve doğurganlık tedavileri farklı amaçlarla kullanılabilir. Güncel uluslararası kılavuzda da tedavi yaklaşımının ortak karar verme ve kişiselleştirilmiş bakım ilkeleri doğrultusunda planlanması önerilmektedir.
Sosyal medyada belirli bir diyet, bitkisel ürün veya takviyenin PMOS’u tamamen ortadan kaldırdığı yönündeki iddialara bilimsel kanıt bulunmadığı sürece temkinli yaklaşılmalıdır.
Yanlış 5: PMOS’lu kadınlar çocuk sahibi olamaz
Doğrusu: PMOS, özellikle ovulasyon düzensizliği nedeniyle gebelik oluşmasını zorlaştırabilir; ancak infertilite anlamına gelmez.
PMOS’a bağlı anovulatuvar infertilitesi bulunan kişilerde uygun tedaviyle gebelik şansı artırılabilir. Güncel uluslararası kılavuz, gebelik isteyen ve ovulatuvar infertilitesi bulunan kişilerde letrozolü birinci basamak farmakolojik ovulasyon indüksiyonu tedavisi olarak önermektedir. Tedavi seçimi kişinin klinik özelliklerine göre yapılmalıdır.
Dolayısıyla PMOS tanısı almak, kişinin çocuk sahibi olamayacağı anlamına gelmez.
Yanlış 6: PMOS’un tek tedavisi doğum kontrol hapıdır
Doğrusu: Kombine oral kontraseptifler (KOK), uygun hastalarda düzensiz adet döngüleri ve hiperandrojenizme bağlı bulguların yönetiminde önemli bir tedavi seçeneğidir; ancak PMOS tedavisinin tek seçeneği değildir.
Tedavi hedefi kişinin önceliklerine göre değişebilir. Adet düzensizliği ve hiperandrojenizm için hormonal tedaviler, metabolik özellikler için uygun hastalarda metformin, infertilite için ovulasyon indüksiyonu ve yaşam tarzı müdahaleleri farklı klinik amaçlarla kullanılabilir.
Bu nedenle “tek bir PMOS tedavisi” yerine, bireyselleştirilmiş ve semptom-hedefli bir yaklaşım benimsenmelidir.
Yanlış 7: Kilo verirsem PMOS tamamen düzelir
Doğrusu: Kilo yönetimi, özellikle fazla kilolu veya obezitesi bulunan kişilerde PMOS bakımının önemli bir bileşeni olabilir; ancak kilo kaybı hastalığın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Güncel uluslararası kılavuz, PMOS’ta sağlıklı yaşam tarzının yalnızca kilo kaybına odaklanmaması gerektiğini; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kilo alımının önlenmesi ve gerektiğinde kilo yönetiminin birlikte ele alınmasını öneriyor. Ayrıca PMOS için belirli bir diyet türünün diğerlerinden üstün olduğuna dair yeterli kanıt bulunmuyor. Sürdürülebilir ve kişinin tercihleriyle uyumlu beslenme yaklaşımı öneriliyor.
Bu nedenle “düşük glisemik indeksli diyet herkes için en iyi seçenektir” veya “yüzde 5-10 kilo kaybı PMOS’u düzeltir” gibi genelleyici ifadeler yerine, bireysel ihtiyaçlara göre sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri vurgulanmalıdır.
Yanlış 8: Düzensiz adet görmek kesinlikle PMOS olduğu anlamına gelir
Doğrusu: Düzensiz adet döngüsü PMOS’un önemli özelliklerinden biri olabilir ancak tek başına tanı koydurmaz.
Güncel uluslararası kılavuza göre erişkinlerde tanı; diğer nedenler dışlandıktan sonra ovulatuvar disfonksiyon, klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm ve polikistik over morfolojisi/uygun hastalarda AMH bulgularından ikisinin varlığına dayanan tanısal algoritmayla değerlendirilir. Düzensiz adet döngüleri ve hiperandrojenizm birlikte mevcutsa erişkinlerde ultrasonografi veya AMH tanı için gerekli değildir.
Tiroid hastalıkları, hiperprolaktinemi, hipotalamik amenore ve diğer endokrin nedenler gibi farklı durumlar da adet düzensizliğine yol açabilir. Bu nedenle tanı, ayrıntılı öykü, fizik muayene ve gerekli laboratuvar değerlendirmeleriyle konulmalıdır.
Adet döngüsündeki değişiklikler ne zaman değerlendirilmelidir?
Üreme çağında, menarştan itibaren üç yıldan fazla süre geçmiş kişilerde 35 günden uzun adet aralıkları veya yılda sekizden az adet görülmesi düzensiz döngü olarak kabul edilir. Bununla birlikte adet döngüsünün değerlendirilmesi yaşa ve menarş üzerinden geçen süreye göre değişir.
Adet düzensizliğine tüylenme artışı, akne, kadın tipi saç dökülmesi, kilo değişiklikleri veya gebe kalmada güçlük gibi bulguların eşlik etmesi durumunda kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması uygun olur.
Yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin önemli bir parçası
Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite, PMOS yönetiminin önemli bileşenlerindendir. Ancak yaşam tarzı yaklaşımının yalnızca kilo kaybı hedefi üzerinden kurgulanması doğru değildir.
Uluslararası kılavuz, PMOS’ta tek bir diyet modelinin veya egzersiz türünün diğerlerinden üstün olduğuna dair yeterli kanıt bulunmadığını belirtiyor. Kişinin tercihleri, kültürel özellikleri, ekonomik koşulları ve sürdürülebilirlik dikkate alınarak sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin planlanması öneriliyor.
Yaşam tarzı müdahaleleri metabolik sağlık, fiziksel aktivite kapasitesi ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Özellikle kilo fazlalığı bulunan kişilerde kilo yönetimi, PMOS ile ilişkili metabolik risklerin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “PMOS yönetiminde amaç yalnızca tartıdaki rakamı değiştirmek değildir. Kişinin metabolik ve üreme sağlığını, yaşam kalitesini ve uzun dönem risklerini birlikte değerlendirmek gerekir. Bu nedenle kişiye uygun, sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri ve gerektiğinde medikal tedavi birlikte planlanmalıdır.” dedi.
PMOS’ta yalnızca adet düzenine değil, bütüncül sağlığa bakılmalı
PMOS’un klinik etkileri üreme sistemiyle sınırlı değildir. Metabolik risk faktörleri, kardiyovasküler hastalık riski, uyku apnesi, psikolojik belirtiler ve gebelik dönemindeki bazı olumsuz sonuçlarla ilişkili olabilir. Bu nedenle takip yalnızca adet düzeninin kontrol edilmesinden ibaret olmamalıdır.
Yeni PMOS terminolojisinin temel amaçlarından biri de hastalığın bu çok yönlü yapısının daha doğru anlaşılmasını ve sağlık hizmetlerinde daha bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamaktır.
Yeni isim, yeni bir hastalık anlamına gelmiyor
2026’da yapılan isim değişikliği, hastalığın tanı kriterlerinin veya temel tedavi prensiplerinin bir gecede değiştiği anlamına gelmiyor. Uluslararası PMOS kılavuzunun terminoloji güncellemesinde, 2023 kılavuzundaki önerilerin içerik olarak değişmediği; esas değişikliğin terminolojiye ilişkin olduğu açıkça belirtiliyor. Geçiş döneminde PMOS/PCOS ifadesinin birlikte kullanılmasının sağlık profesyonelleri ve hastalar açısından iletişimi kolaylaştırması bekleniyor.
Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “PMOS adının kullanılması, hastalığın yalnızca yumurtalıklarla veya kistlerle ilişkilendirilen bir tablo olmadığının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Ancak tanı ve tedavi yaklaşımının temelini bilimsel kılavuzlar ve hastanın bireysel özellikleri oluşturmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
