📝 Editoryal Not:

Göz kuruluğu, yalnızca ekrana uzun süre bakmaya bağlanabilecek basit bir yakınma değil; gözyaşı filmi ve oküler yüzey homeostazının bozulmasıyla ilişkili, farklı mekanizmaların rol oynayabildiği multifaktöriyel bir hastalıktır. Güncel TFOS DEWS III yaklaşımı, tanı ve tedavide gözyaşı yetersizliği, aşırı buharlaşma, meibomian bez disfonksiyonu, göz kırpma ve göz kapağı sorunları gibi etiyolojik bileşenlerin birlikte değerlendirilmesini vurgulamaktadır. Bu nedenle metnin hasta iletişimi açısından en önemli katkısı, ekran kullanımını olası bir tetikleyici olarak ele alırken kontakt lens kullanımı, ilaçlar, göz kapağı hastalıkları ve Sjögren sendromu gibi sistemik durumların da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmesidir.

Gün içinde uzun süre bilgisayar, telefon veya tablet ekranına bakmak; klima, fan ve düşük nemli ortamlar gibi çevresel koşullar; kontakt lens kullanımı göz kuruluğu belirtilerini artırabilir. Ancak göz kuruluğu, tek bir nedene bağlı olmayan multifaktöriyel bir oküler yüzey hastalığıdır. Gözyaşı üretiminin azalmasının yanı sıra gözyaşı filminin hızlı buharlaşması, meibomian bez disfonksiyonu, göz kapağı problemleri, bazı ilaçlar ve sistemik hastalıklar da tabloya katkıda bulunabilir.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, tekrarlayan veya uzun süren göz kuruluğu yakınmalarında altta yatan mekanizmanın belirlenmesinin tedavinin kişiselleştirilmesi açısından önem taşıdığını belirterek konu hakkında bilgi verdi.

Ekran karşısında göz kırpma azalabiliyor

Göz yüzeyinin sağlıklı kalmasında gözyaşı filmi önemli rol oynar. Göz kırpma ise gözyaşı filminin kornea ve konjonktiva üzerinde düzenli şekilde yayılmasına yardımcı olur.

Dijital ekranlara uzun süre odaklanıldığında göz kırpma sıklığının ve tam göz kırpmanın azalabilmesi, gözyaşı filminin stabilitesini olumsuz etkileyebilir. Bunun sonucunda özellikle uzun süre kesintisiz ekran kullanan kişilerde günün ilerleyen saatlerinde yanma, batma, yabancı cisim hissi, göz yorgunluğu ve geçici görme dalgalanmaları ortaya çıkabilir. Dijital ekran kullanımı, güncel kuru göz değerlendirmelerinde dikkate alınması gereken çevresel ve davranışsal faktörlerden biridir.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Uzun süre ekrana odaklanmak göz kırpma davranışını değiştirebilir. Bu nedenle ekran kullanımı sırasında düzenli aralıklarla mola vermek ve bilinçli olarak tam göz kırpmaya dikkat etmek, göz yüzeyinin korunmasına yardımcı olabilir.” dedi.

Klima ve fanın doğrudan yüze veya gözlere yönelmesi, düşük nem, rüzgâr ve kuru hava da gözyaşı buharlaşmasını artırarak yakınmaları belirginleştirebilir. Çevresel koşulların düzenlenmesi, kuru göz yönetiminin önemli bileşenlerinden biridir.

Kuru gözde sulanma da görülebilir

Göz kuruluğunun tipik belirtileri arasında yanma, batma, kum veya yabancı cisim hissi, kızarıklık, göz yorgunluğu ve görmede dalgalanma bulunabilir. Bununla birlikte bazı hastalarda gözlerde aşırı sulanma da görülebilir.

Göz yüzeyindeki kuruluk ve irritasyon, refleks gözyaşı sekresyonunu tetikleyebilir. Bu nedenle gözleri kuru olan bir kişinin aynı zamanda sulanma yaşaması mümkündür. Ancak sulanmanın gözyaşı drenaj sistemi bozuklukları, alerjik hastalıklar veya diğer oküler yüzey sorunları gibi farklı nedenleri de olabileceğinden, tek başına bu belirti üzerinden kuru göz tanısı konulmamalıdır.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Gözlerde sulanma bulunması göz kuruluğunu dışlamaz. Önemli olan gözyaşı filminin ve oküler yüzeyin bütüncül olarak değerlendirilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Göz kuruluğunun altında sistemik bir hastalık bulunabilir

Göz kuruluğu bazı hastalarda ağırlıklı olarak çevresel koşullar veya göz yüzeyine ilişkin faktörlerle ilişkiliyken, bazı kişilerde sistemik hastalıklar da rol oynayabilir.

Özellikle Sjögren sendromu başta olmak üzere bazı otoimmün ve romatolojik hastalıklar kuru gözle ilişkilendirilmektedir. Tiroid hastalıkları, diyabet, hormonal değişiklikler ve yaşlanmaya bağlı değişiklikler de göz kuruluğu değerlendirmesinde dikkate alınabilecek faktörler arasındadır. Ayrıca bazı sistemik ilaçlar gözyaşı üretimini veya gözyaşı filminin özelliklerini etkileyebilir.

Bu nedenle uzun süren, sık tekrarlayan veya ağız kuruluğu, eklem yakınmaları gibi sistemik belirtilerin eşlik ettiği kuru göz şikâyetlerinde ayrıntılı tıbbi öykü önem taşır. Göz bulguları tek başına sistemik hastalık tanısı koydurmaz; gerekli görüldüğünde ilgili branşlarla birlikte değerlendirme yapılabilir.

Meibomian bezlerinin işlevi gözyaşı stabilitesi açısından önemli

Gözyaşı filmi yalnızca su fazından oluşmaz. Göz kapaklarında bulunan meibomian bezleri, gözyaşı filminin lipid (yağ) tabakasına katkıda bulunur. Bu tabaka, gözyaşının aşırı buharlaşmasının sınırlandırılmasına yardımcı olur.

Meibomian bez disfonksiyonu (MGD), evaporatif kuru gözün önemli bileşenlerinden biridir. Bu nedenle göz kuruluğu değerlendirmesinde yalnızca gözyaşı miktarının değil, gözyaşı filminin kalitesinin ve göz kapaklarının durumunun da incelenmesi gerekir.

Göz makyajı ve kirpik uygulamalarında hijyene dikkat edilmeli

Göz çevresinde kullanılan kozmetik ürünler, eyeliner ve kirpik ürünleri bazı kişilerde irritasyon veya alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Göz kapağı ve kirpik dibi hijyeninin yetersiz olması da göz kapağı kenarı hastalıklarının ve meibomian bez disfonksiyonunun değerlendirilmesini gündeme getirebilir.

Amerikan Oftalmoloji Akademisi’nin kuru göz değerlendirmesine ilişkin önerilerinde de göz kozmetiklerinin, kirpik ürünlerinin ve göz kapağı-kirpik hijyeninin hasta öyküsünde dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Göz çevresine uygulanan kozmetik ürünlerin kişide irritasyon veya alerjik reaksiyon oluşturması mümkündür. Ürünlerin göz kapağı kenarına temas ettirilmemesi, kullanım ve temizleme sırasında hijyene dikkat edilmesi önemlidir.” dedi.

Kontakt lens kullanırken kuruluk belirtileri göz ardı edilmemeli

Kontakt lensler gözyaşı filmiyle doğrudan etkileşim içinde olduğundan bazı kişilerde kuruluk ve rahatsızlık hissini artırabilir. Kontakt lens kullanan kişilerde yanma, batma, kızarıklık, yabancı cisim hissi veya görme dalgalanması ortaya çıkması durumunda lensin kullanım süresi, materyali, bakım koşulları ve göz yüzeyinin değerlendirilmesi gerekebilir. Kontakt lens öyküsü kuru göz değerlendirmesinde özellikle dikkate alınması gereken faktörlerden biridir.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Kontakt lens kullanımı sırasında tekrarlayan kuruluk veya rahatsızlık yaşayan kişilerin lens kullanımını kendi başına sürdürmek yerine göz hekimi tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Lensin tipi, kullanım süresi ve bakım koşulları kişinin göz yüzeyi özelliklerine göre yeniden ele alınabilir.” ifadelerini kullandı.

Kuru gözün mekanizmasını belirlemek tedavi yaklaşımını değiştirebilir

Kuru göz hastalığı her hastada aynı mekanizma ile ortaya çıkmadığından tanısal değerlendirme de kişiye göre planlanmalıdır. Güncel TFOS DEWS III yaklaşımı, semptomların yanı sıra gözyaşı filmi ve oküler yüzeydeki objektif bulguların değerlendirilmesini ve hastalığın farklı etiyolojik bileşenlerinin belirlenmesini önermektedir.

Klinik değerlendirmede gerektiğinde şu yöntemlerden yararlanılabilir:

  • Schirmer testi: Gözyaşı üretimi hakkında bilgi verir.
  • Gözyaşı kırılma zamanı (TBUT/NIBUT): Gözyaşı filminin stabilitesinin değerlendirilmesine yardımcı olur.
  • Oküler yüzey boyama yöntemleri: Kornea ve konjonktivadaki yüzey hasarının değerlendirilmesine katkı sağlar.
  • Gözyaşı osmolaritesi: Gözyaşı homeostazındaki bozulmanın değerlendirilmesinde kullanılabilir.
  • Meibomian bez değerlendirmesi: Evaporatif kuru göz ve meibomian bez disfonksiyonunun belirlenmesine yardımcı olabilir.

Tanı, tek bir test sonucuna değil; semptomlar, klinik muayene ve uygun objektif testlerin birlikte değerlendirilmesine dayanır.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Bazı hastalarda gözyaşı hacmindeki azalma ön plandayken bazı hastalarda gözyaşı filminin hızlı buharlaşması veya meibomian bez disfonksiyonu daha belirgin olabilir. Bu ayrım, tedavinin hastaya özgü şekilde planlanması açısından önemlidir.” dedi.

Tedavi nedene ve hastalığın bileşenlerine göre planlanmalı

Kuru göz tedavisinde temel yaklaşım, hastalığın altında yatan mekanizmaların belirlenmesi ve buna yönelik tedavinin planlanmasıdır. Çevresel düzenlemeler, gözyaşı filminin desteklenmesi, göz kapağı ve meibomian bez sorunlarının yönetimi ve gerektiğinde inflamasyona yönelik tedaviler farklı hastalarda farklı ağırlıklarda kullanılabilir. Güncel TFOS DEWS III raporu da tedavinin hastalığın etiyolojik bileşenlerine göre kişiselleştirilmesini vurgulamaktadır.

Omega-3 gibi besin desteklerinin veya vitaminlerin ise herkes için standart ve rutin kuru göz tedavisi olarak değerlendirilmemesi gerekir. Takviye kullanımı kişinin beslenme durumu, eşlik eden hastalıkları ve mevcut tedavileri dikkate alınarak hekim önerisiyle ele alınmalıdır.

Ekran kullanımında 20-20-20 kuralı yardımcı olabilir

Ekran kullanımına bağlı göz yorgunluğu ve göz yüzeyi yakınmalarını azaltmak amacıyla pratik davranışsal önlemler alınabilir. Bunlardan biri, 20-20-20 kuralıdır: Yaklaşık her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakmak.

Bu yaklaşım özellikle ekran karşısında geçirilen zamanı bölmek için yararlı bir hatırlatıcıdır. Buna ek olarak bilinçli ve tam göz kırpma, ekranı uygun mesafede ve uygun yükseklikte konumlandırma, klima veya fanın doğrudan göze üflemesini önleme ve ortamın aşırı kuru olmasını engelleme gibi önlemler de göz yüzeyi konforuna katkı sağlayabilir. Güncel kuru göz yönetimi de optimize edilmiş göz kırpma ve çevresel düzenlemeleri destekleyici yaklaşımlar arasında değerlendirmektedir.

Uzun süren göz kuruluğu değerlendirilmelidir

Göz kuruluğu zaman zaman basit bir çevresel etkilenme gibi algılansa da tekrarlayan veya kalıcı yakınmaların altında farklı oküler ya da sistemik faktörler bulunabilir. Bu nedenle özellikle belirtiler günlük yaşamı etkiliyorsa veya standart önlemlere rağmen devam ediyorsa göz hekimi değerlendirmesi önem taşır.

Op. Dr. Ahmet Taşar, “Uzun süren veya giderek artan göz kuruluğu yakınmalarında yalnızca belirtileri baskılamak yerine altta yatan nedenin belirlenmesi önemlidir. Özellikle belirgin göz ağrısı, ışığa hassasiyet, yoğun kızarıklık, akıntı veya görmede azalma gibi bulguların eşlik ettiği durumlarda göz hekimi değerlendirmesi geciktirilmemelidir.” ifadelerini kullandı.