📝 Editoryal Not:
Omuz ağrısı toplumda sık görülmekle birlikte, ağrıya belirgin ve ilerleyici hareket kısıtlılığının eşlik etmesi adezif kapsülit (donuk omuz) açısından klinik değerlendirmeyi gerektirebilir. Hastalığın en ayırt edici özelliklerinden biri, hem aktif hem de pasif omuz hareket açıklığının azalmasıdır. Diyabet ve hipotiroidi ile ilişkisinin bilinmesi, uygun hastalarda eşlik eden sistemik durumların göz önünde bulundurulmasını önemli kılar. Tanı çoğunlukla klinik değerlendirme ile konulurken görüntüleme, özellikle benzer belirtilere yol açabilecek rotator manşet patolojileri, osteoartrit veya diğer nedenleri değerlendirmede yardımcıdır.
Omuz ağrısı günlük yaşamda sık karşılaşılan yakınmalardan biri olsa da ağrıya zaman içinde belirginleşen hareket kısıtlılığının eşlik etmesi farklı bir klinik tablonun göstergesi olabilir. Özellikle kolu kaldırma, dışa veya içe döndürme ve sırta uzanma gibi hareketlerin giderek zorlaşması, adezif kapsülit olarak da adlandırılan donuk omuz açısından değerlendirilmelidir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hakan Özer, donuk omuzda yalnızca ağrının değil, zaman içerisinde gelişen aktif ve pasif hareket kaybının da dikkate alınması gerektiğini belirterek hastalık ve tedavi yaklaşımı hakkında bilgi verdi.
Donuk omuz nedir?
Donuk omuz veya adezif kapsülit, glenohumeral eklemi çevreleyen eklem kapsülünde kalınlaşma ve fibrotik değişikliklerle birlikte omuz hareket açıklığının belirgin şekilde azalmasıyla karakterize bir durumdur. Primer olgularda belirgin bir neden saptanamayabilir. Sekonder adezif kapsülit ise omuz yaralanması, cerrahi girişim veya uzun süreli immobilizasyon gibi durumların ardından gelişebilir.
Donuk omuzu diğer omuz patolojilerinden ayırmada en önemli klinik bulgulardan biri, hem aktif hem de pasif hareketlerin kısıtlanmasıdır. Başka bir ifadeyle hasta kolunu kendi başına hareket ettirmekte zorlandığı gibi, muayene sırasında hekim tarafından hareket ettirildiğinde de omuzun hareket açıklığında belirgin azalma görülür. Özellikle dış rotasyondaki kısıtlılık tanısal değerlendirmede önemli bir bulgudur.
Gece ağrısı ve günlük aktivitelerde zorlanma görülebilir
Adezif kapsülit genellikle ağrı ve giderek artan sertlik ile başlar. Ağrı bazı hastalarda özellikle geceleri belirginleşebilir ve uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Hareket kısıtlılığı ilerledikçe günlük yaşam aktiviteleri de etkilenebilir. Yüksek bir rafa uzanmak, saç taramak, mont veya ceket giymek, kolu başın üzerine kaldırmak ya da sırt bölgesine ulaşmak gibi hareketler zorlaşabilir.
Op. Dr. Hakan Özer, “Omuz ağrısına giderek artan hareket kısıtlılığı eşlik ediyorsa bunun yalnızca günlük zorlanmaya bağlı olduğu düşünülmemelidir. Özellikle kişinin kolunu hem aktif olarak hareket ettirmekte zorlanması hem de muayene sırasında pasif eklem hareketlerinin kısıtlı bulunması, donuk omuz açısından değerlendirilmesi gereken önemli bulgulardır.” ifadelerini kullandı.
Hastalık klasik olarak üç dönem üzerinden tanımlanıyor
Donuk omuzun klinik seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Klasik olarak üç dönem üzerinden tanımlansa da bu dönemlerin süresi ve belirtilerin şiddeti her hastada aynı değildir.
Donma dönemi: Ağrı giderek belirginleşir ve omuz hareket açıklığında azalma başlar. Gece ağrıları bu dönemde hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.
Donukluk dönemi: Ağrı bazı hastalarda önceki döneme göre azalabilirken sertlik ve hareket kaybı daha belirgin hale gelebilir. Bu aşamada günlük yaşam aktivitelerindeki kısıtlanma ön plana çıkabilir.
Çözülme dönemi: Omuz hareket açıklığında zaman içerisinde kademeli bir artış görülebilir. Ancak iyileşmenin süresi öngörülebilir şekilde aynı değildir. Bazı hastalarda hareket kısıtlılığı uzun süre devam edebilir ve tamamen düzelmeyebilir. Bu nedenle “donuk omuzun mutlaka kendiliğinden tamamen iyileşeceği” şeklindeki yaklaşım güncel kanıtlarla desteklenmemektedir.
Diyabet ve tiroid hastalıklarıyla ilişkili olabilir
Adezif kapsülit özellikle 40–60 yaş arasındaki kişilerde daha sık görülür ve kadınlarda erkeklere göre daha yüksek oranda bildirilmektedir. Diyabet, donuk omuzla en güçlü ilişkili sistemik durumlardan biridir. Hipotiroidi gibi tiroid fonksiyon bozuklukları da hastalıkla ilişkilendirilmiştir.
Bunun yanı sıra omuz travması, cerrahi girişimler ve omuzun uzun süre hareketsiz kalması sekonder adezif kapsülit gelişimi açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle özellikle omuz cerrahisi veya yaralanma sonrasında gelişen hareket kısıtlılığında klinik öykü ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.
Her omuz ağrısı donuk omuz anlamına gelmiyor
Omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı birçok farklı kas-iskelet sistemi hastalığında görülebilir. Rotator manşet tendinopatisi veya yırtıkları, subakromiyal bursit, glenohumeral osteoartrit ve diğer omuz patolojileri benzer yakınmalara yol açabilir. Bu nedenle tanı yalnızca ağrının varlığına dayanarak konulmamalıdır.
Tanısal değerlendirmede ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene temel rol oynar. Hekim, omuzun aktif ve pasif hareket açıklığını karşılaştırmalı olarak değerlendirir. Adezif kapsülitte özellikle birden fazla yöndeki hareketlerin ve dış rotasyonun kısıtlanması dikkat çekicidir.
Görüntüleme çoğunlukla ayırıcı tanı için kullanılıyor
Donuk omuz tanısı çoğunlukla klinik değerlendirmeye dayanır. Röntgen veya manyetik rezonans görüntüleme (MR) her hastada doğrudan adezif kapsüliti doğrulamak amacıyla gerekli değildir.
Bununla birlikte görüntüleme, klinik bulgulara göre osteoartrit, rotator manşet patolojileri, bursit veya diğer yapısal sorunlar gibi alternatif tanıların değerlendirilmesine yardımcı olabilir. MR’da kapsüler kalınlaşma gibi bulgular görülebilse de görüntüleme bulguları klinik değerlendirmeden bağımsız şekilde yorumlanmamalıdır.
Tedavide amaç ağrıyı azaltmak ve hareket açıklığını korumak
Adezif kapsülitin tedavisi hastalığın dönemine, semptomların şiddetine, fonksiyonel kısıtlılığa ve eşlik eden hastalıklara göre planlanır. Konservatif yaklaşımda ağrı kontrolü ve uygun rehabilitasyon önemli yer tutar.
Fizik tedavi ve ev egzersizleri tedavinin temel bileşenleri arasında yer alabilir. Ancak egzersizlerin kişinin ağrı düzeyine ve hareket kısıtlılığının derecesine göre planlanması önemlidir. Özellikle şiddetli ağrı döneminde agresif ve zorlayıcı egzersizler semptomları artırabileceğinden kontrollü bir rehabilitasyon yaklaşımı tercih edilmelidir.
Uygun hastalarda intraartiküler kortikosteroid enjeksiyonları kısa vadede ağrı ve hareket açıklığında iyileşme sağlayabilir; ancak uzun dönem etkileri daha sınırlı ve çalışmalar arasında değişkenlik gösterebilir. 2024 tarihli bir klinik değerlendirme de intraartiküler steroid enjeksiyonlarının ağrı ve fonksiyon üzerindeki kısa ve orta vadeli etkilerinin çalışmalar arasında tutarlı olmadığını bildirmektedir.
Konservatif tedaviye rağmen belirgin fonksiyon kaybı ve semptomların devam ettiği seçilmiş hastalarda hidrodilatasyon, anestezi altında manipülasyon veya artroskopik kapsüler gevşetme gibi girişimsel seçenekler ortopedik değerlendirme kapsamında gündeme gelebilir. Tedavi seçimi hastanın klinik özellikleri ve riskleri dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir.
Ağrı nedeniyle omuzu tamamen hareketsiz bırakmak doğru değil
Ağrı nedeniyle omuzu mümkün olduğunca az kullanmak kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun süreli immobilizasyon omuz sertliğinin artmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle amaç omuzu ağrı sınırlarını aşacak şekilde zorlamak değil, uygun bir rehabilitasyon programıyla hareket açıklığını güvenli biçimde korumaktır.
Op. Dr. Hakan Özer, “Donuk omuzda amaç omuzu zorlayarak hareket ettirmek değildir. Bununla birlikte ağrı nedeniyle omuzu tamamen hareketsiz bırakmak da uygun bir yaklaşım olmayabilir. Egzersiz ve rehabilitasyon programı hastalığın dönemine, ağrı düzeyine ve kişinin fonksiyonel durumuna göre planlanmalıdır.” dedi.
Omuz ağrısına eşlik eden hareket kaybı değerlendirilmelidir
Gece belirginleşen omuz ağrısı, kolu yukarı kaldırırken veya sırta uzatırken giderek artan güçlük ve günlük yaşam aktivitelerinde belirgin kısıtlanma, omuz ekleminin değerlendirilmesini gerektirebilecek bulgular arasındadır.
Bununla birlikte omuz ağrısının tek başına donuk omuz anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Özellikle ateş, açıklanamayan kilo kaybı, belirgin travma öyküsü, nörolojik belirtiler veya olağandışı şiddette ve ilerleyici ağrı gibi bulguların varlığında farklı nedenler açısından daha kapsamlı değerlendirme gerekebilir.
Op. Dr. Hakan Özer, “Donuk omuzda belirtilerin seyri ve iyileşme süreci kişiden kişiye değişebilir. Omuz ağrısına belirgin hareket kaybı eşlik etmeye başladığında yakınmaların nedeninin doğru şekilde değerlendirilmesi önemlidir. Benzer belirtiler farklı omuz hastalıklarında da görülebildiği için tedavi yaklaşımı, fizik muayene bulguları ve kişinin klinik durumuna göre planlanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
