📝 Editoryal Not:
Üretra darlığı, erkeklerde sık görülmesine rağmen çoğu zaman benign prostat hiperplazisi ile karıştırıldığı için tanısı gecikebilen önemli bir alt üriner sistem patolojisidir. Bu metin, üretra darlığının etiyolojisi, tanısal yaklaşımı ve güncel cerrahi tedavi seçeneklerini kanıta dayalı tıbbi bilgiler ışığında özetleyerek özellikle üroloji pratiğinde çalışan sağlık profesyonellerine klinik karar süreçlerinde katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Üretra darlığı (üretral striktür), üretra lümeninin fibrotik daralması sonucu idrar akımında obstrüksiyona yol açan bir patolojidir. Erkeklerde kadınlara kıyasla belirgin olarak daha sık görülür. Erkek üretrasının yaklaşık 15–20 cm uzunluğunda olması ve travmaya daha açık anatomik yapısı bu farkta rol oynamaktadır. Literatürde erkek popülasyonda yaşam boyu prevalansın yaklaşık %0,5–1 arasında olduğu bildirilmektedir.
Etiyoloji ve Risk Faktörleri
Üretral striktür gelişimi çoğunlukla epitel hasarı ve bunu izleyen spongiofibrozis sürecine bağlıdır. Başlıca nedenler şunlardır:
- Pelvik veya perineal travmalar (trafik kazaları dahil)
- Önceki ürolojik cerrahiler ve endoskopik girişimler
- Uzun süreli veya tekrarlayan üretral kateterizasyon
- Rekürren üriner sistem enfeksiyonları
- Erkeklerde prostat cerrahileri sonrası gelişen skar dokusu
- Kadınlarda doğum travmasına bağlı üretral hasar (nadir)
- İdiyopatik olgular
- Liken sklerozus (kronik inflamatuvar, otoimmün kökenli dermatolojik hastalık)
Özellikle liken sklerozus varlığında striktürler genellikle daha uzun segmentli ve rekürrens açısından daha dirençli olabilmektedir.
Klinik Bulgular ve Ayırıcı Tanı
Üretra darlığı, alt üriner sistem semptomları (AÜSS) ile prezente olur ve sıklıkla benign prostat hiperplazisi (BPH) ile karışabilir. En sık bildirilen semptomlar:
- İnce ve zayıf idrar akımı
- Çatallı işeme
- İşeme sonrası rezidüel idrar hissi
- Sık idrara çıkma
- Noktüri
- İleri olgularda akut üriner retansiyon
Semptomların persistan olması durumunda ayırıcı tanı amacıyla ürolojik değerlendirme gereklidir.
Tanısal Yaklaşım
Tanıda altın standart görüntüleme yöntemi Retrograd Üretrografi’dir (RUG). Bu yöntem ile:
- Darlığın lokalizasyonu
- Uzunluğu
- Derecesi
net biçimde değerlendirilebilir.
Tanıya yardımcı diğer yöntemler:
- Üroflowmetri (işeme testi)
- Postmiksiyonel rezidüel idrar ölçümü
- Sistoskopi (endoskopik değerlendirme)
Tedavi planlamasında striktürün uzunluğu, lokalizasyonu, etiyolojisi ve önceki girişimler dikkate alınmalıdır.
Tedavi Yaklaşımları
Üretra darlığının medikal veya bitkisel tedavi ile kalıcı olarak düzelmesi mümkün değildir. Tedavinin temel amacı anatomik açıklığın yeniden sağlanması ve fonksiyonel idrar akımının düzeltilmesidir.
1. Endoskopik ve Minimal İnvaziv Yöntemler
Kısa (<1–2 cm), yeni gelişmiş ve non-kompleks striktürlerde:
- Üretral dilatasyon
- Direkt vizyon internal üretrotomi (soğuk bıçak ile insizyon)
- İlaç kaplı balon uygulamaları
tercih edilebilir. Ancak bu yöntemlerde uzun dönem rekürrens oranlarının yüksek olabileceği bilinmelidir ve hasta seçimi kritik önemdedir.
2. Üretroplasti (Açık Cerrahi)
İki santimetreden kısa bulber striktürlerde eksizyon ve primer anastomoz (EPA) yöntemi uygulanabilir. Bu teknikte dar segment çıkarılır ve sağlıklı üretra uçları uç uca anastomoz edilir. Deneyimli merkezlerde 5 yıllık başarı oranları %85–90 düzeyindedir.
3. Greftli Üretroplasti (Doku Nakli)
Uzun (>2 cm) veya kompleks striktürlerde en etkili yöntem greftli üretroplastidir. En sık tercih edilen greft materyali bukkal mukozadır (yanak içi mukozası). Bu doku:
- Üretral mukozaya histolojik olarak benzerlik gösterir
- Nemli ortama dayanıklıdır
- Kolay erişilebilir ve düşük donör saha morbiditesine sahiptir
Bukkal mukozal greft ile yapılan üretroplastilerde uzun dönem başarı oranları yüksektir. Donör saha genellikle birkaç gün içinde epitelize olur ve kalıcı fonksiyonel kayıp nadirdir.
4. Robotik Cerrahi
Özellikle posterior üretra striktürlerinde robotik cerrahi teknikler, gelişmiş görüntüleme ve hassas disseksiyon imkânı sunarak cerrahi doğruluğu artırabilir. Robotik yaklaşım, seçilmiş hastalarda anastomoz kalitesini artırarak komplikasyon riskini azaltabilir. Ancak bu yöntem, deneyimli merkezlerde ve uygun endikasyonla uygulanmalıdır.
Postoperatif İzlem
Üretroplasti sonrası hastalar genellikle 2–3 hafta süreyle üretral kateter ile takip edilir. Kateter çıkarılmadan önce çoğu merkezde kontrol üretrografi yapılmaktadır. Uzun dönem takipte:
- Üroflowmetri
- Semptom skoru değerlendirmesi
- Gerektiğinde endoskopik kontrol
önerilir.
Rekürrenslerin erken saptanması için düzenli ürolojik izlem kritik öneme sahiptir.
