📝 Editoryal Not:

Uzun süre hareketsiz kalınan yolculuklar, özellikle venöz tromboembolizm (VTE) açısından risk taşıyan bireylerde önlenebilir sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu haber, derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboli (PE) gelişim mekanizmasını, risk gruplarını, korunma yöntemlerini ve acil müdahale gerektiren belirtileri güncel tıbbi bilgiler doğrultusunda özetlemektedir. İçerikte yer alan öneriler, uluslararası kardiyoloji ve tromboz kılavuzlarıyla uyumludur. Koruyucu ilaç kullanımının yalnızca hekim değerlendirmesi sonrasında planlanması gerektiğinin vurgulanması, hasta güvenliği açısından önemli bir mesajdır.

Uzmanlar, dört saati aşan seyahatlerde venöz tromboembolizm riskine karşı hareket ve sıvı tüketiminin önemine dikkat çekiyor

Yaz tatili döneminde uçak, otobüs ve otomobille yapılan uzun yolculuklar, uzun süre hareketsiz kalınması nedeniyle venöz tromboembolizm (VTE) riskini artırabiliyor. VTE, derin ven trombozu (DVT) ve bu pıhtının akciğer damarlarına ilerlemesiyle gelişen pulmoner emboliyi (PE) kapsayan, erken tanı ve uygun önlemlerle büyük ölçüde önlenebilen önemli bir damar hastalığı grubudur.

Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, özellikle dört saati aşan yolculuklarda düzenli hareket etmenin ve yeterli sıvı alımının pıhtı oluşumunu önlemede kritik rol oynadığını belirtti.

Uzun süre hareketsiz kalmak kan akımını yavaşlatıyor

Prof. Dr. Nevrez Koylan, uzun süre aynı pozisyonda oturmanın baldır kaslarının pompa fonksiyonunu azalttığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Hareketsizlik nedeniyle baldır kasları yeterince çalışamaz, toplardamarlardaki kanın kalbe dönüşü yavaşlar ve kan bacaklarda göllenebilir. Bu durum derin toplardamarlarda pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilir. Oluşan pıhtı yerinde kalabileceği gibi koparak akciğer damarlarına ulaşabilir ve yaşamı tehdit edebilen pulmoner emboliye neden olabilir.”

Kimler daha yüksek risk altında?

Uzun yolculuklarda pıhtı gelişme riski herkes için mevcut olmakla birlikte bazı bireylerde belirgin olarak artmaktadır.

Yüksek risk grubunda bulunan kişiler şunlardır:

  • Daha önce derin ven trombozu veya pulmoner emboli geçirenler
  • Aktif kanser hastaları
  • Yakın zamanda büyük cerrahi girişim veya ciddi travma geçirenler
  • Gebeler ve doğum sonrası ilk 6 hafta içindeki kadınlar
  • İleri yaş bireyler
  • Obezitesi bulunan kişiler
  • Kalp yetersizliği veya ciddi kronik hastalığı olanlar
  • Kalıtsal trombofili (doğuştan pıhtılaşma bozukluğu) bulunanlar
  • Östrojen içeren doğum kontrol ilaçları veya hormon replasman tedavisi kullananlar

Prof. Dr. Koylan, bu gruptaki bireylerin seyahat öncesinde hekim değerlendirmesinden geçmesinin önemli olduğunu belirterek, uygun hastalarda diz altı basınçlı kompresyon çorabı veya koruyucu antikoagülan tedavinin planlanabileceğini ifade etti.

Dört saati aşan yolculuklarda alınabilecek önlemler

Venöz tromboembolizm riskini azaltmak için özellikle dört saatten uzun süren seyahatlerde şu önlemler öneriliyor:

  • Her 1-2 saatte bir ayağa kalkarak birkaç dakika yürümek
  • Otururken ayak bileğini yukarı-aşağı hareket ettirmek ve baldır kaslarını çalıştıran egzersizler yapmak
  • Gün boyunca yeterli sıvı tüketerek dehidratasyondan kaçınmak
  • Rahat ve dolaşımı engellemeyen giysiler tercih etmek
  • Aşırı alkol tüketiminden kaçınmak
  • Risk grubundaki bireylerde hekim önerisi doğrultusunda kompresyon çorabı veya koruyucu antikoagülan tedaviyi değerlendirmek

Uzmanlar, koruyucu ilaçların yalnızca hekim önerisiyle kullanılmasının önemini vurguluyor.

Bu belirtiler acil değerlendirme gerektiriyor

Uzun yolculuk sonrasında gelişen bazı belirtiler derin ven trombozunun habercisi olabilir.

Tek bacakta görülen:

  • Şişlik
  • Ağrı
  • Hassasiyet
  • Isı artışı
  • Kızarıklık

gibi bulguların gecikmeden değerlendirilmesi öneriliyor.

Pıhtının akciğere ilerlediğini düşündürebilecek aşağıdaki belirtiler ise acil tıbbi müdahale gerektiriyor:

  • Ani başlayan nefes darlığı
  • Göğüs ağrısı
  • Çarpıntı veya hızlı kalp atışı
  • Kanlı balgam veya kanlı öksürük
  • Baş dönmesi
  • Bayılma

Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu belirtilerin ortaya çıkması halinde yakınmaların geçmesini beklemek yerine en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulması veya acil sağlık hizmetlerinin aranmasının erken tanı ve tedavi açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.