📝 Editoryal Not:
Bu haber, jinekolojik kanserlerde risk faktörlerinin kanser türüne göre değiştiğini ve bazı risklerin azaltılabileceğini, bazılarında ise kişiselleştirilmiş risk değerlendirmesinin önem taşıdığını anlatması açısından sağlık profesyonelleri ve genel okuyucu için değerlidir. Bilimsel doğruluk açısından özellikle rahim ağzı kanseri tarama yaşları, HPV aşısının koruyuculuğu, beslenme–kanser ilişkisi ve kalıtsal BRCA değişikliklerinin yumurtalık kanserindeki payı konusunda daha temkinli ve güncel kılavuzlarla uyumlu ifadeler kullanılması gerekir. Ayrıca tarama ile erken tanı, risk azaltma ve tedavi kavramlarının birbirinden ayrılması; “kanseri yüzde 90 önleme” gibi mutlak ifadelerin ise HPV aşısının sağladığı korumanın kapsamı dikkate alınarak yeniden formüle edilmesi bilimsel açıdan daha uygundur.

Kadın üreme sistemini oluşturan organlarda gelişen kanserler jinekolojik kanserler olarak tanımlanıyor. Rahim (endometrium), yumurtalık, rahim ağzı (serviks), vulva ve vajen kanserleri bu grupta yer alıyor. Jinekolojik kanserlerin risk faktörleri kanserin türüne göre değişiklik gösterirken; HPV enfeksiyonu, obezite, tütün kullanımı ve kalıtsal genetik değişiklikler bazı jinekolojik kanserlerde öne çıkıyor.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, jinekolojik kanserlerde kişisel risk değerlendirmesi, yaşa ve riske uygun tarama programlarına katılım ve kanserden korunmaya yönelik yaşam tarzı değişikliklerinin önemine dikkat çekiyor.

“Rahim ağzı kanserine yönelik HPV temelli tarama ve aşılama programları, bu kanserin önlenmesi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Buna karşılık endometrium kanseriyle ilişkili önemli risk faktörlerinden biri olan obezitenin yaygınlaşması, bu kanser türü açısından dikkat edilmesi gereken bir konu. Ancak her jinekolojik kanserin risk profili farklıdır; bu nedenle korunma ve erken tanı yaklaşımlarının kanser türüne ve kişinin bireysel riskine göre değerlendirilmesi gerekir” diyor.

1. HPV ENFEKSİYONU

İnsan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonu, rahim ağzı kanserinin temel nedenidir. HPV’nin çok sayıda tipi bulunuyor ve enfeksiyonların büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından herhangi bir tedavi gerektirmeden temizleniyor. Ancak özellikle yüksek riskli HPV tipleriyle kalıcı enfeksiyon, rahim ağzındaki hücrelerde zaman içinde kanser öncüsü değişikliklerin ve rahim ağzı kanserinin gelişmesine yol açabiliyor.

HPV 16 ve HPV 18, yüksek riskli tipler arasında özellikle önem taşıyor. Bununla birlikte rahim ağzı kanserine yol açabilen tek HPV tipleri bunlar değil.

Ne yapmalı?

Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanserinden korunmada HPV aşısı ve yaşa uygun taramanın birlikte önemli rol oynadığını belirtiyor.

“Rahim ağzı kanseri taramasının amacı, kansere dönüşme potansiyeli bulunan hücresel değişiklikleri ve yüksek riskli HPV enfeksiyonlarını mümkün olduğunca erken saptamaktır. Ülkelere ve güncel ulusal programlara göre tarama yöntemi ve başlama yaşı değişebilir. Türkiye’de ulusal tarama programında HPV temelli tarama uygulanmaktadır. Bu nedenle kadınların yaşlarına ve kişisel risklerine uygun tarama programına katılmaları önemlidir.”

HPV aşısı ise kansere neden olabilen HPV enfeksiyonlarına karşı koruma sağlar. Aşının en yüksek koruyuculuğu HPV ile karşılaşmadan önce uygulandığında elde edilir. Bu nedenle aşılama yaşının önerilen dönemlerde yapılması önem taşır. Ancak HPV aşısı, mevcut HPV enfeksiyonlarını tedavi etmez ve tüm rahim ağzı kanserlerini önlemediğinden, aşılanan kadınların da uygun tarama programlarına devam etmesi gerekir.

2. OBEZİTE VE BESLENME

Obezite, özellikle endometrium (rahim iç tabakası) kanseri açısından önemli ve iyi tanımlanmış bir risk faktörüdür. Yağ dokusunun artması hormonal ve metabolik mekanizmaları etkileyerek östrojen maruziyetini artırabilir. Obezite ayrıca insülin direnci ve kronik inflamasyon gibi biyolojik süreçlerle de ilişkilidir.

Bununla birlikte, beslenme ile jinekolojik kanserler arasındaki ilişkiyi aktarırken tek tek gıdaların veya gıda katkılarının doğrudan kanser nedeni olduğu şeklinde kesin ifadeler kullanmak bilimsel açıdan uygun değildir. Genel beslenme modeli, vücut ağırlığının kontrolü ve fiziksel aktivite, kanserden korunma açısından daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir.

Ne yapmalı?

Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve zeytinyağı gibi besinlerin yer aldığı dengeli bir beslenme düzeninin benimsenmesi; yüksek oranda işlenmiş gıdaların ve aşırı enerji alımının sınırlandırılması öneriliyor.

Sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve düzenli fiziksel aktivite de özellikle endometrium kanseri riskinin azaltılması açısından önem taşıyor.

3. SİGARA VE TÜTÜN KULLANIMI

Tütün kullanımı, başta rahim ağzı kanseri olmak üzere bazı kanserlerin gelişme riskini artırır. Sigara dumanındaki kanserojen maddeler DNA hasarına katkıda bulunabilir. Sigara kullanımı ayrıca HPV enfeksiyonunun kalıcılığı ve rahim ağzındaki kanser öncüsü lezyonların gelişimiyle ilişkilendirilmiştir.

Ne yapmalı?

Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmaması, kullanan kişilerin bırakmak için profesyonel destek alması önem taşıyor. Pasif içicilikten kaçınmak da genel sağlık açısından yararlı bir yaklaşımdır.

4. KALITSAL GENETİK DEĞİŞİKLİKLER

Bazı kalıtsal genetik değişiklikler, belirli jinekolojik kanserlerin gelişme riskini önemli ölçüde artırabilir. Özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki kalıtsal patojenik varyantlar, meme ve over (yumurtalık) kanseri başta olmak üzere bazı kanserlerin riskinde artışla ilişkilidir.

Bununla birlikte, yumurtalık kanserlerinin tamamı veya çoğunluğu BRCA1/2 değişikliklerinden kaynaklanmaz. Kalıtsal risk değerlendirmesinde BRCA1 ve BRCA2’nin yanı sıra başka genler ve aile öyküsü de dikkate alınabilir.

Ne yapmalı?

Doç. Dr. Engin Çelik, ailesinde özellikle meme, yumurtalık, tüp veya periton kanseri öyküsü bulunan kişilerin bireysel risklerinin değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor:

“Birinci ve ikinci derece akrabalarda görülen kanserlerin türü, tanı yaşı ve ailedeki kanserlerin dağılımı kalıtsal kanser riskinin değerlendirilmesinde önemlidir. Uygun kişilerde genetik danışmanlık ve gerektiğinde genetik testler gündeme gelebilir. Genetik test sonucuna göre kişiye özgü izlem ve risk azaltıcı seçenekler multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmelidir.”

Bazı yüksek riskli kişilerde, kanser gelişmeden önce uygulanan risk azaltıcı cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Ancak bu yaklaşım genel popülasyona yönelik bir uygulama değildir; genetik bulgular, yaş, aile öyküsü ve kişinin çocuk sahibi olma planları gibi faktörler dikkate alınarak bireyselleştirilir.

Risk değerlendirmesi kişiye özel yapılmalı

Jinekolojik kanserlerden korunmada tek bir yaklaşım bütün kadınlar için geçerli değildir. HPV aşısı, uygun rahim ağzı kanseri taraması, tütün kullanımından kaçınma, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve gerektiğinde kalıtsal kanser riskinin değerlendirilmesi, risk azaltma ve erken saptama açısından önemli araçlardır.

Doç. Dr. Engin Çelik, “Kadınların herhangi bir şikâyeti olmasa dahi yaşlarına ve kişisel risklerine uygun sağlık kontrollerini yaptırmaları önemlidir. Özellikle ailede kanser öyküsü bulunan kadınlarda risk değerlendirmesi, standart kontrollerin ötesinde kişiye özel izlem gerekip gerekmediğinin belirlenmesine yardımcı olabilir” diyor.