📝 Editoryal Not:
Çocukluk çağı lösemisinde ateş, solukluk, açıklanamayan morluklar, kanama ve kemik ağrısı gibi belirtiler başka çocukluk çağı hastalıklarıyla karıştırılabildiği için erken değerlendirme önem taşıyor. Bu basın bülteni, ebeveynlerin hangi belirtilere dikkat etmesi gerektiğini, tanının nasıl konulduğunu ve tedavi başarısının löseminin türüne ve risk grubuna göre değiştiğini anlaşılır biçimde aktarıyor. Bilimsel açıdan en önemli düzenleme, Epstein-Barr virüsü ile lösemi arasındaki ilişkinin genellenmemesi ve başarı oranlarının tüm lösemi türleri için geçerliymiş gibi sunulmamasıdır.
Her morluk yaramazlıktan kaynaklanmayabilir. Nedeni açıklanamayan, sayısı artan veya uzun süre geçmeyen morluklar; devam eden ateş, solukluk ve kemik ağrılarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Çocukluk çağı lösemilerinde erken tanı ve hastalığın türüne uygun tedavi büyük önem taşıyor. Özellikle akut lenfoblastik lösemide (ALL) güncel tedavilerle beş yıllık sağkalım oranı yaklaşık yüzde 90 düzeyine ulaşabiliyor. Ancak bu oran löseminin alt tipine, risk grubuna ve tedaviye verilen yanıta göre değişiyor.
2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, çocuklarda löseminin gözden kaçabilen belirtilerine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulunuyor.
Lösemi çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor
Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, kan hücrelerini oluşturan öncül hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişen bir kanser türüdür. Hastalık çoğunlukla kan hücrelerinin üretildiği kemik iliğinde başlar. Lösemi hücreleri zamanla normal kan hücrelerinin üretimini baskılayarak kansızlık, enfeksiyonlara yatkınlık ve kanama eğilimi gibi sorunlara yol açabilir.
Lösemi yenidoğan döneminden ergenliğe kadar farklı yaşlarda görülebilir. Çocukluk çağında en sık karşılaşılan türlerden biri akut lenfoblastik lösemidir. Belirtilerin başlangıçta sıradan çocukluk çağı enfeksiyonları veya günlük hareketlilik sırasında oluşan yaralanmalarla karıştırılabilmesi, tanının gecikmesine neden olabilir.
Genetik değişiklikler lösemi gelişiminde rol oynuyor
Çocukluk çağı lösemilerinin ortaya çıkışında çoğu zaman kan hücrelerinin gelişimini etkileyen genetik değişiklikler rol oynar. Bu değişikliklerin önemli bir bölümü kalıtsal değildir; hücrelerde yaşamın erken dönemlerinde gelişen ve sonradan ortaya çıkan değişikliklerdir.
Bazı çevresel etkenler de belirli lösemi türleri açısından risk oluşturabilir. İyonlaştırıcı radyasyona yüksek dozda maruz kalmak ve benzen gibi bazı kimyasallarla karşılaşmak bilinen risk etkenleri arasındadır. Epstein-Barr (EBV) virüsü ise özellikle bazı lenfoma türleri ve belirli B hücreli lenfoproliferatif hastalıklarla ilişkilidir. Bu nedenle virüsün çocukluk çağı lösemilerinin genel bir nedeni gibi sunulmaması gerekir.
Uzun süren ateş, solukluk ve kemik ağrılarını önemseyin
Lösemi belirtileri, kemik iliğinde normal kan hücresi üretiminin baskılanmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:
- Nedeni açıklanamayan veya uzun süren ateş: Tekrarlayan ya da nedeni belirlenemeyen ateşin değerlendirilmesi gerekir.
- Solukluk ve halsizlik: Kansızlığa bağlı olarak çocukta belirgin yorgunluk, enerji kaybı ve ciltte solukluk görülebilir.
- Morluk ve kanama: Kolay morarma, burun ve diş eti kanamaları, ciltte küçük noktasal kanamalar (peteşi) dikkat edilmesi gereken bulgulardır.
- Kol ve bacak ağrıları: Kemik veya eklem ağrıları, bazı çocuklarda löseminin belirtileri arasında yer alabilir. Uzun süren, tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen ağrılar değerlendirilmelidir.
- Lenf bezlerinde, karaciğerde veya dalakta büyüme: Boyun, koltuk altı ve kasık bölgesinde lenf bezlerinde büyüme ya da karında şişlik görülebilir.
- Sık tekrarlayan enfeksiyonlar: Bağışıklık sisteminin etkilenmesine bağlı olarak enfeksiyonlar daha sık ortaya çıkabilir veya uzun sürebilir.
Bu belirtilerin hiçbiri tek başına lösemi tanısı koydurmaz. Çocuklarda çok daha sık görülen başka sağlık sorunları da benzer yakınmalara neden olabilir. Ancak belirtilerin devam etmesi, birlikte görülmesi veya giderek artması durumunda hekime başvurulması önemlidir.
Morlukları değerlendirirken bu dört soruyu sorun
Morluklar çocuklarda oyun, düşme ve çarpmalara bağlı olarak sık görülebilir. Bununla birlikte morlukların oluşma biçimi ve dağılımı da önemlidir. Ailelerin şu sorulara dikkat etmesi önerilir:
- Morluklar diz ve dirsek gibi kemik çıkıntılarından ziyade yumuşak bölgelerde mi görülüyor?
- Morlukların sayısı olağandan fazla mı?
- Belirgin bir çarpma veya düşme olmadan kendiliğinden mi oluşuyor?
- Morluklar beklenenden büyük, belirgin veya uzun süre geçmeyen bir yapıda mı?
Bu özelliklerden biri veya birkaçı varsa çocuğun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Özellikle açıklanamayan morluklara solukluk, ateş, halsizlik veya kanama eşlik ediyorsa başvuru geciktirilmemelidir.
Lösemi tanısı nasıl konuluyor?
Lösemi şüphesinde ilk aşamada tam kan sayımı ve periferik kan yayması gibi incelemeler yapılır. Kan testlerinde görülen anormallikler tanı şüphesini güçlendirebilir; ancak kesin tanı için çoğu durumda kemik iliğinden örnek alınarak incelenmesi gerekir.
Tanı sürecinde löseminin türünü belirlemek amacıyla hücrelerin özellikleri, immünfenotipleme, kromozom ve moleküler genetik incelemeler de değerlendirilir. Bu sonuçlar hastalığın risk grubunun belirlenmesine ve tedavinin planlanmasına yardımcı olur.
Prof. Dr. Cengiz Canpolat, tanı ve tedavi sürecine ilişkin şu bilgileri veriyor:
“Lösemide kesin tanı, kemik iliğinden alınan örneğin laboratuvarda incelenmesiyle konuluyor. Hastalığın türü ve risk grubu belirlendikten sonra tedavi planı çocuğa özgü olarak hazırlanıyor. Genetik ve moleküler incelemeler de risk sınıflamasının daha doğru yapılmasına ve tedavinin buna göre yönlendirilmesine yardımcı oluyor.”
Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi başarısı artıyor
Çocukluk çağı lösemilerinin tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildi. Kemoterapi protokollerindeki ilerlemelerin yanı sıra hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler ve uygun hastalarda hücresel tedavi yöntemleri tedavi seçeneklerini genişletti.
Tedavi başarısı löseminin türüne, genetik özelliklerine, risk grubuna ve tedaviye verilen yanıta göre değişiyor. Özellikle akut lenfoblastik lösemide (ALL) çocuklar için bildirilen beş yıllık sağkalım oranı günümüzde yaklaşık yüzde 90 düzeyinde. Bazı uygun biyolojik ve klinik özelliklere sahip alt gruplarda daha yüksek oranlara ulaşılabiliyor. Buna karşılık tüm lösemi türleri için tek bir başarı oranı vermek doğru değil.
Tedavi süresi de hastalığın alt tipine, risk sınıflamasına ve çocuğun tedaviye yanıtına göre değişiyor. Süreç, çocuk hematoloji ve onkoloji ekibi tarafından yakından izleniyor.
Aileler kendilerini suçlamamalı
Çocuğuna lösemi tanısı konulan anne ve babalar, hastalığın kendi davranışlarından kaynaklandığını düşünebilir veya kendilerini suçlayabilir. Oysa çocukluk çağı lösemilerinin büyük bölümünde hastalığın gelişimini tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Ebeveynlerin günlük yaşamda yaptıkları ya da yapmadıkları bir davranış nedeniyle kendilerini sorumlu tutmaları doğru değildir.
Prof. Dr. Cengiz Canpolat, ailelerin bu süreçte kendilerini suçlamak yerine tedavi ekibiyle iş birliği içinde hareket etmelerinin önemini vurguluyor.
