📝 Editoryal Not:

Kadınlarda akut koroner sendromun (AKS) göğüs ağrısı dışında nefes darlığı, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı, baş dönmesi ve olağandışı yorgunluk gibi belirtilerle de ortaya çıkabilmesi, erken başvuru ve tanı açısından önemli bir farkındalık alanıdır. Bununla birlikte, kadınlarda kalp krizinin “atipik” olduğu izlenimini vermek de doğru değildir; göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık hâlâ en sık bildirilen belirtiler arasındadır. Güncel Amerikan Kalp Derneği (AHA) ve Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) kaynakları, kadınlarda geleneksel risk faktörlerine ek olarak gebelik komplikasyonları, menopoz ve bazı non-obstrüktif koroner hastalık tablolarının da dikkate alınmasını desteklemektedir. Özellikle genç ve premenopozal kadınlarda AKS değerlendirmesine ilişkin AHA’nın 2026 tarihli bilimsel bildirisi, tanıda gecikme ve semptomların gözden kaçırılması sorununa dikkat çekmektedir.

Kadınlarda kalp krizi ve diğer akut koroner sendromlar her zaman yalnızca göğüste baskı veya ağrıyla ortaya çıkmayabilir. Baş dönmesi, bulantı-kusma, nefes darlığı, sırtta veya çenede ağrı, soğuk terleme ve açıklanamayan olağandışı yorgunluk da kalple ilişkili belirtiler arasında yer alabilir. Bununla birlikte, göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık kadınlarda da kalp krizinin en sık görülen belirtilerindendir. Bu nedenle yeni başlayan, açıklanamayan veya tekrarlayan belirtilerin yalnızca stres, yorgunluk ya da mide rahatsızlığına bağlanmaması önem taşır.

Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp-damar hastalıklarının belirtileri, risk faktörleri ve bazı kadınlara özgü kardiyovasküler tablolar hakkında bilgi verdi.

Kadınlarda Kardiyovasküler Risk Yaşla Birlikte Değişiyor

Kadınlarda kardiyovasküler risk yaşamın farklı dönemlerinde değişkenlik gösteriyor. Menopozla birlikte östrojen düzeylerindeki değişimin yanı sıra kan basıncı, lipidler, vücut ağırlığı ve metabolik risk faktörlerinde ortaya çıkabilen değişiklikler de toplam kardiyovasküler riski etkileyebiliyor. Bu nedenle menopoz, tek başına bir hastalık nedeni olarak değil, kardiyovasküler risk değerlendirmesinin yeniden ele alınması gereken önemli bir yaşam dönemi olarak değerlendirilmelidir.

Kadınlarda hipertansiyon, diyabet, obezite, dislipidemi, sigara kullanımı ve aile öyküsü gibi geleneksel risk faktörlerinin yanı sıra preeklampsi, gebelik hipertansiyonu, gestasyonel diyabet ve erken doğum gibi olumsuz gebelik sonuçları da ilerleyen yıllardaki kardiyovasküler risk açısından önem taşır.

Bu nedenle kardiyovasküler risk değerlendirmesinin yalnızca ileri yaşlarda yapılması yerine, kadınların yaşam boyu risk profilinin düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi önemlidir.

Baş Dönmesi ve Bulantı Kalp Krizi Belirtisi Olabilir

Kadınlarda akut koroner sendrom sırasında göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlık görülebilir. Ancak bunun yanında nefes darlığı, bulantı veya kusma, baş dönmesi, soğuk terleme, üst sırt, boyun, çene veya omuz bölgesinde ağrı/rahatsızlık ve olağandışı yorgunluk da görülebilir. AHA’nın güncel kaynaklarında özellikle genç kadınlarda gastrointestinal yakınmalar, baş dönmesi, terleme ve belirgin yorgunluk gibi belirtilerin de AKS ile birlikte görülebileceği vurgulanmaktadır.

Bu belirtilerin herhangi birinin tek başına kalp krizi anlamına gelmediği de unutulmamalıdır. Ancak özellikle ani başlayan, şiddetli, yeni veya alışılmışın dışında belirtiler kalp kaynaklı olasılık açısından değerlendirilmelidir.

Hatice Bütül Erer, “Kadınlarda kalp krizinin belirtileri yalnızca göğüs ağrısından ibaret değildir. Bununla birlikte kadınların kalp krizi sırasında mutlaka farklı belirtiler yaşayacağı şeklinde bir genelleme de doğru değildir. Göğüs ağrısı veya baskısı hâlâ en sık karşılaşılan belirtilerdendir. Yeni başlayan nefes darlığı, bulantı, baş dönmesi, soğuk terleme veya açıklanamayan olağandışı yorgunluk gibi belirtilerin özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde ciddiye alınması gerekir.” diyor.

Genç Kadınlarda da Kalp Krizi Riski Göz Ardı Edilmemeli

Kardiyovasküler hastalık riski yaşla birlikte artsa da genç kadınlarda akut koroner sendrom gelişebileceği unutulmamalıdır. AHA’nın 2026 yılında yayımladığı bilimsel bildiri, premenopozal kadınlarda AKS’nin yeterince tanınmayan bir klinik durum olabildiğine ve acil değerlendirme sürecinde tanısal gecikmeler yaşanabildiğine dikkat çekiyor.

Genç kadınlarda AKS’nin altında yalnızca klasik aterosklerotik damar hastalığı bulunmayabilir. Spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD), koroner vazospazm, koroner emboli ve obstrüktif olmayan koroner hastalık tabloları da ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır.

Spontan Koroner Arter Diseksiyonu Özellikle Genç Kadınlarda Önem Taşıyor

Spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD), koroner damar duvarı tabakaları arasında ayrışma gelişmesi sonucunda kan akımının bozulmasına ve akut koroner sendroma yol açabilen önemli bir tablodur. SCAD, özellikle genç kadınlarda miyokard enfarktüsünün nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

SCAD ile gebelik ve postpartum dönem, yoğun fiziksel veya duygusal stres ve bazı diğer klinik durumlar arasında ilişkiler bildirilmiştir. Ancak bu faktörlerin her hastada doğrudan neden olduğu şeklinde yorum yapılmamalıdır; SCAD’nin mekanizması çok faktörlüdür.

Kadınlarda Kalp Damar Hastalığı Yalnızca Damar Tıkanıklığından İbaret Değil

Kadınlarda kardiyovasküler hastalıkların değerlendirilmesinde yalnızca büyük koroner damarlardaki belirgin tıkanıklıklara odaklanmak yeterli olmayabilir. Koroner mikrovasküler disfonksiyon ve iskemi ile birlikte non-obstrüktif koroner arter hastalığı (INOCA/ANOCA) kadınlarda önemli klinik tablolar arasında yer alıyor. ESC’nin güncel yaklaşımı, belirgin damar tıkanıklığı bulunmayan ancak devam eden anjina veya iskemi bulguları olan hastalarda koroner mikrovasküler ve vazomotor bozuklukların da araştırılmasını destekliyor.

Bu nedenle koroner anjiyografide ciddi bir tıkanıklık görülmemesi, devam eden semptomların mutlaka “kalp kaynaklı değil” şeklinde yorumlanması gerektiği anlamına gelmez.

“Kırık Kalp Sendromu” Gerçek Bir Kalp Hastalığı

Takotsubo sendromu, halk arasında “kırık kalp sendromu” olarak bilinen ve özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görülen akut bir kardiyak tablodur. Yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrasında ortaya çıkabilen bu durumda kalbin, özellikle sol ventrikülün, geçici kasılma bozukluğu gelişebilir.

Sevilen birinin kaybı, ciddi korku veya yoğun üzüntü gibi duygusal streslerin yanı sıra ameliyat, ağır hastalık, travma veya bazı nörolojik durumlar da tetikleyici olabilir.

Takotsubo sendromu; göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme, bulantı veya çarpıntı gibi belirtilerle ortaya çıkabilir ve başlangıçta akut miyokard enfarktüsünden klinik olarak ayırt edilemeyebilir. Tanıda elektrokardiyografi, kardiyak biyobelirteçler, ekokardiyografi ve uygun hastalarda koroner görüntüleme ile birlikte klinik değerlendirme kullanılır. Koroner damarlarda belirgin obstrüksiyon bulunmaması tanısal değerlendirmede önemli olmakla birlikte, tanı tek başına anjiyografi sonucuna dayanmaz.

Takotsubo sendromunda kalp fonksiyonları çoğu hastada haftalar içinde belirgin biçimde düzelebilir; ancak akut dönemde kalp yetmezliği, aritmiler ve diğer ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle “kırık kalp sendromu” hafife alınmaması gereken bir akut kardiyak durumdur.

Gebelik Komplikasyonları Gelecekteki Kalp-Damar Riskinin İşareti Olabilir

Kadınlara özgü bazı gebelik komplikasyonları, ilerleyen yıllardaki kardiyovasküler risk açısından önemli bilgiler sağlayabilir. Preeklampsi, gebelik hipertansiyonu, gestasyonel diyabet ve erken doğum öyküsü bulunan kadınların yaşam boyu kardiyovasküler risk değerlendirmesinde bu bilgiler dikkate alınmalıdır.

Bu tür gebelik öykülerinin bulunması tek başına gelecekte kalp hastalığı gelişeceği anlamına gelmez. Ancak kişinin kan basıncı, lipid profili, glukoz metabolizması, vücut ağırlığı, fiziksel aktivitesi ve diğer risk faktörlerinin düzenli değerlendirilmesinin önemini artırabilir.

Hangi Belirtilerde Kardiyoloji Değerlendirmesi Gerekir?

Eforla ortaya çıkan veya tekrarlayan göğüs baskısı/ağrısı, yeni başlayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntı, bayılma veya bayılacak gibi olma, belirgin efor kapasitesi kaybı ve tekrarlayan olağandışı yorgunluk kardiyolojik değerlendirme gerektirebilir.

Bunun yanında hipertansiyon, diyabet, yüksek LDL-kolesterol, sigara kullanımı, obezite, ailede erken yaşta kardiyovasküler hastalık öyküsü veya olumsuz gebelik öyküsü bulunan kadınlarda kişisel risk profilinin değerlendirilmesi önemlidir.

Belirti göstermeyen ve düşük riskli genç kadınlarda herkese rutin kardiyoloji muayenesi uygulanması gerekli olmayabilir. Kardiyovasküler risk değerlendirmesinin kapsamı yaş, semptomlar, risk faktörleri ve klinik bağlama göre belirlenmelidir. ABD’de birincil korunmada kullanılan PREVENT risk hesaplayıcısı 30-79 yaş arasındaki uygun kişilerde 10 ve 30 yıllık kardiyovasküler risk tahmini sağlayabilir; hangi risk aracının kullanılacağı ise ülkeye, kılavuza ve klinik duruma göre değişebilir.

Hatice Bütül Erer, “Kadınlarda kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde yalnızca yaşa bakmak yeterli değildir. Tansiyon, lipidler, kan şekeri, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, aile öyküsü, menopoz durumu ve gebelikle ilişkili risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullanıyor.

Yeni ve Şiddetli Belirtiler Acil Değerlendirme Gerektirebilir

Göğüste baskı veya ağrıya eşlik eden nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı-kusma, baş dönmesi, bayılma veya çene, sırt ya da kola yayılan ağrı gibi belirtiler; özellikle ani başladıysa veya birkaç dakika içinde geçmiyorsa akut koroner sendrom açısından acil değerlendirme gerektirebilir. Bu durumda kişinin kendi kendine “mide problemi” veya “stres” tanısı koyarak beklemesi yerine acil tıbbi yardım alması önemlidir.

Kadınlarda kalp sağlığının korunmasında temel yaklaşım, belirtilerin cinsiyete özgü olabileceğini bilmek kadar, hipertansiyon, diyabet, dislipidemi, sigara kullanımı ve obezite gibi değiştirilebilir risk faktörlerini kontrol altında tutmak; gebelik ve menopoz dönemindeki kardiyovasküler riskleri de yaşam boyu değerlendirmeye dahil etmektir.