📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, giderek artan sıklıkta görülen donuk omuz (adeziv kapsülit) sendromuna dikkat çekerek, erken tanı ve kanıta dayalı tedavi yaklaşımlarının hasta fonksiyonları üzerindeki kritik etkisini vurgulamaktadır. Sağlık profesyonelleri için; risk faktörleri, klinik seyir ve güncel tedavi seçeneklerini özetleyerek hasta bakımına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Son yıllarda donuk omuz sendromu (adeziv kapsülit), yalnızca ileri yaş grubunda değil, 30’lu yaşlardan itibaren giderek artan bir sıklıkla klinik pratikte karşımıza çıkmaktadır. Genellikle geceleri başlayan hafif omuz ağrısı ile ortaya çıkan bu tablo, zaman içinde omuz ekleminde belirgin sertlik ve hareket kısıtlılığına yol açarak hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde zorlaştırabilmektedir.
Adeziv kapsülit, omuz eklem kapsülünün inflamasyonu ve kalınlaşması sonucu gelişen, ilerleyici ve ağrılı bir klinik sendromdur. Hastalığın erken evresinde ağrı ön plandayken, ilerleyen dönemlerde eklem kapsülünde oluşan fibrozis ve yapışıklıklar nedeniyle hareket açıklığı belirgin şekilde azalır. Bu süreçte giyinme, saç tarama, araba kullanma gibi temel aktiviteler dahi güçleşebilir.
Risk Faktörleri ve Epidemiyoloji
Dünya genelinde prevalansı %2–5 arasında bildirilen donuk omuz sendromunun, ülkemizde de benzer oranlarda görüldüğü bilinmektedir. Son yıllarda hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması, diyabetes mellitus ve tiroit bozukluklarının artışı, ayrıca omuz cerrahileri veya travmalar sonrası gelişen uzun süreli immobilizasyon bu artışta önemli rol oynamaktadır. Diyabet hastalarında donuk omuz gelişme riskinin genel popülasyona göre 2–4 kat arttığı bildirilmektedir. Ayrıca 40 yaş üzerindeki kadınlarda, özellikle menopoz döneminde, hormonal ve otoimmün mekanizmalar nedeniyle risk daha yüksektir.
Klinik Seyir ve Tanı
Donuk omuz sendromu genellikle haftalar veya aylar içinde yavaş seyirli olarak ilerler. Gece ağrıları, uyku bozukluğu ve buna bağlı yaşam kalitesi kaybı sık görülür. Klinik tanı, öykü ve fizik muayene ile konulmakta; gerek görüldüğünde ayırıcı tanı amacıyla görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığının 2–3 haftadan uzun sürmesi durumunda erken dönemde uzman değerlendirmesi önerilmektedir.
Tedavi Yaklaşımları
Tedavinin temel amacı; ağrının kontrol altına alınması, eklem hareket açıklığının korunması ve fonksiyonel iyileşmenin sağlanmasıdır. İlk basamakta, kanıta dayalı kılavuzlara uygun şekilde planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, germe ve güçlendirme egzersizleri ile desteklenir. Gerektiğinde nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve eklem içi kortikosteroid enjeksiyonları uygulanabilir.
Son yıllarda, hidrodilatasyon yöntemi donuk omuz tedavisinde minimal invaziv ve etkili bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Görüntüleme eşliğinde omuz eklem kapsülüne steril sıvı verilerek kapsülün kontrollü olarak genişletilmesi hedeflenir. Literatür, bu yöntemin uygun hasta seçimi ve fizyoterapi ile birlikte uygulandığında ağrıyı azaltabildiğini ve hareket açıklığını artırabildiğini göstermektedir. Dirençli olgularda ise cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilmektedir.
Sonuç
Donuk omuz sendromu hayatı tehdit etmese de, erken tanı ve uygun tedavi uygulanmadığında kalıcı omuz fonksiyon kaybına yol açabilmektedir. Klinik farkındalığın artırılması ve multidisipliner tedavi yaklaşımları, iyileşme süresini kısaltarak hasta yaşam kalitesini anlamlı ölçüde artırmaktadır.
