📝 Editoryal Not:
Bu basın bülteni, epilepsinin toplumda sık görülmesine rağmen erken belirtilerinin çoğu zaman fark edilmemesi nedeniyle tanının gecikebildiğine dikkat çekmesi açısından önem taşımaktadır. Özellikle kısa süreli ve sessiz nöbetlerin tanınması, yaşamı tehdit edebilen uzun nöbetlerin önlenmesi ve hastaların eğitim, iş ve sosyal yaşamlarını sürdürebilmeleri açısından kritik bir farkındalık sağlamaktadır. Güncel tanı yöntemleri ve yapay zekâ destekli analizlerin vurgulanması, modern nörolojik yaklaşımı sağlık profesyonelleri için değerli kılmaktadır.

Epilepsi, halk arasında “sara hastalığı” olarak bilinen, beynin elektriksel aktivitesinin kontrolsüz hale gelmesi sonucu tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik bir nörolojik hastalıktır. Dünya genelinde yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 1 milyon kişinin epilepsi ile yaşadığı bildirilmektedir. Ani gelişen nöbetler; hastaların eğitim, iş ve sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyebilmekte, nadiren de olsa yaşamı tehdit eden klinik tablolara yol açabilmektedir.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, epilepsi nöbetlerinin doğru tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla büyük oranda kontrol altına alınabildiğini vurgulamaktadır. Ancak tedavide başarının anahtarının erken tanı olduğuna dikkat çekerek, erken dönemde nöbetlerin kontrol altına alınmasının hem ilaca direnç gelişimini hem de tekrarlayan nöbetlerin beyin dokusunda yol açabileceği hasarı önlediğini ifade etmektedir.

Her Epilepsi Nöbeti Şiddetli Olmayabilir

Toplumda epilepsi denildiğinde sıklıkla bilinç kaybı, kasılmalar ve ağızdan köpük gelmesi gibi tablo akla gelmektedir. Oysa epilepside birçok farklı nöbet tipi bulunmaktadır. Nöbetin klinik bulguları, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine ve nöbetin yayılım hızına göre değişkenlik göstermektedir. Bilinç kaybı ve kasılmaların yanı sıra; dalma, kısa süreli donakalma, konuşmanın aniden durması, uykuda sıçrama, kötü koku algısı veya déjà-vu hissi gibi belirtiler de epilepsi nöbetlerinin işareti olabilir.

“Dalgın Bakışlar” Sessiz Bir Uyarı Olabilir

Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, saniyeler süren dalgın bakışlar, kısa süreli sıçramalar ve fark edilmesi güç donakalma nöbetlerinin epilepsinin en sinsi belirtileri arasında yer aldığını belirtmektedir. Bu nöbetler çoğu zaman yorgunluk ya da dikkat dağınıklığı ile karıştırılmakta ve tanı gecikebilmektedir. Oysa bu belirtilerin erken fark edilmesi, tedavi sürecini belirgin şekilde kolaylaştırmaktadır.

Uzayan Nöbetlerde Zaman Hayati Önem Taşır

Epilepsi nöbetlerinin büyük çoğunluğu 1–2 dakika içinde kendiliğinden sonlanmaktadır. Ancak 5 dakikadan uzun süren nöbetler “status epileptikus” açısından ciddi risk taşır. Nöbet süresi uzadıkça beynin oksijensiz kalmasına bağlı kalıcı hasar riski artar. Bu nedenle uzayan nöbetlerde acil tıbbi müdahale hayati önem taşımaktadır.

Tanıda Yapay Zekâ Destekli Yaklaşımlar

Epilepsinin nedenleri arasında genetik yatkınlık, doğumda oksijen yetersizliği, inme, kafa travmaları, beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve yapısal beyin hastalıkları yer almaktadır. Bazı olgularda ise belirgin bir neden saptanamaz ve bu durum “idiopatik epilepsi” olarak adlandırılır. Tanıda temel yöntem elektroensefalografi (EEG) olup, gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve video-EEG incelemeleri kullanılmaktadır. Günümüzde yapay zekâ destekli EEG analizleri, anormal elektriksel paternlerin daha hassas saptanmasına katkı sağlayarak tanıyı güçlendirmekte ve tedavinin kişiye özel planlanmasına olanak tanımaktadır.

Doğru Tedaviyle Nöbetsiz Bir Yaşam Mümkün

Modern tedavi yaklaşımları sayesinde epilepsi hastalarının önemli bir kısmı nöbetsiz bir yaşam sürebilmektedir. Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, hastaların yaklaşık yüzde 65–70’inin uygun ilaç tedavisiyle tamamen nöbetsiz hale gelebildiğini vurgulamaktadır. Tedavinin temel hedefi, nöbetleri tamamen kontrol altına almak ve hastaya yan etkisi minimal, kaliteli bir yaşam sunmaktır.