📝 Editoryal Not:

Jinekolojik kanserlerin bazı belirtileri sindirim sistemi veya hormonal sorunlar gibi daha sık görülen durumlarla karışabildiğinden, kalıcı veya tekrarlayan değişikliklerin fark edilmesi erken başvuru açısından önem taşır. Bu metin, özellikle menopoz sonrası kanama, anormal vajinal kanama, kalıcı şişkinlik ve erken doyma, pelvik ağrı ile vulvar cilt değişiklikleri gibi uyarı işaretlerine dikkat çekmesi ve serviks kanserinde düzenli taramanın önemini vurgulaması açısından hasta farkındalığına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, belirtilerin kanser anlamına gelmediği ve semptomsuz kadınlarda tüm jinekolojik kanserler için rutin tarama yapılmadığı açıkça belirtilmelidir. ICH-GCP esas olarak klinik araştırmaların tasarımı, yürütülmesi, kaydı ve raporlanmasına ilişkin bir standart olduğundan, bu bir klinik araştırma basın bülteni olmadığı sürece doğrudan ICH-GCP uyumlu bir çalışma iddiası yapılmamalıdır.

Karında geçmeyen şişkinlik, az yemekle doyma, olağandışı kanama veya iyileşmeyen vulvar değişiklikler… Günlük yaşamda sık karşılaşılan bu yakınmaların çoğu kanser dışı nedenlerden kaynaklansa da, yeni başlayan, tekrarlayan veya kalıcı belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Jinekolojik kanserler her zaman belirgin ve özgül yakınmalarla ortaya çıkmayabilir. Özellikle erken dönemde bazı belirtiler stres, hormonal değişiklikler, sindirim sistemi sorunları veya enfeksiyonlarla ilişkilendirilebilir. Ancak kişinin alışılmış düzeninden farklı olan, tekrarlayan, giderek artan veya kalıcı hale gelen belirtiler hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, jinekolojik kanserlerde erken tanının tedavi seçenekleri ve hastalık yönetimi açısından önem taşıdığını belirterek, “Her belirti kanser anlamına gelmez. Ancak özellikle yeni başlayan ve kalıcı hale gelen değişikliklerin nedeninin araştırılması gerekir. Erken tanı, uygun hastalarda tedavinin daha erken başlamasını ve hastalığın evresine göre daha sınırlı tedavi seçeneklerinin değerlendirilebilmesini sağlayabilir” diyor.

Jinekolojik kanserlerde hangi belirtilere dikkat edilmeli?
1. Menopoz sonrası veya adet düzeninden farklı kanama

Menopozdan sonra görülen her türlü vajinal kanama veya lekelenme değerlendirilmelidir. Menopoz sonrası kanama çoğunlukla kanser dışı nedenlerden kaynaklansa da endometrium (rahim iç tabakası) kanserinin en önemli başvuru belirtilerinden biridir.

Menopoz öncesinde ise adetler arasında kanama, cinsel ilişki sonrası kanama veya kişinin normal düzeninden belirgin biçimde farklılaşan uzun süren ya da yoğun kanamalar da değerlendirme gerektirebilir. Altta yatan neden; hormonal değişikliklerden poliplere, enfeksiyonlardan gebelikle ilişkili durumlara veya daha nadiren kansere kadar farklılık gösterebilir.

Önemli: Menopoz sonrası kanama “normal menopoz belirtisi” olarak kabul edilmemelidir.

2. Geçmeyen karın şişkinliği ve erken doyma

Karında kalıcı veya tekrarlayan şişkinlik, az miktarda yemekle doyma, iştah azalması, karında dolgunluk ya da basınç hissi yumurtalık kanserinde görülebilen belirtiler arasındadır.

Bu yakınmaların çok daha sık görülen mide-bağırsak sistemi hastalıkları gibi başka nedenleri de olabilir. Ancak özellikle yeni başlayan, sık tekrarlayan veya kalıcı hale gelen belirtilerde jinekolojik değerlendirme de gündeme gelmelidir.

Doç. Dr. Murat Yassa, “Karında şişkinlik veya erken doyma gibi yakınmaların tek başına yumurtalık kanseri anlamına gelmediğinin bilinmesi gerekir. Ancak şikâyetlerin kişinin alışılmış durumundan farklı olması ve devam etmesi halinde nedeninin araştırılması önemlidir” diyor.

3. Cinsel ilişki sonrası kanama veya olağandışı vajinal akıntı

Cinsel ilişki sonrasında meydana gelen kanama, adet dışı kanama veya kişinin normalinden farklı vajinal akıntı; rahim ağzı (serviks) başta olmak üzere çeşitli jinekolojik durumlarla ilişkili olabilir.

Rahim ağzı kanseri açısından en önemli korunma stratejilerinden biri düzenli taramadır. Serviks kanserinin gelişiminde yüksek riskli HPV enfeksiyonlarının önemli rolü bulunur ve kanser öncesi lezyonların tarama yoluyla saptanması, hastalığın önlenmesine katkı sağlar.

Türkiye’nin ulusal tarama programında 30–65 yaş arasındaki kadınlara HPV-DNA temelli serviks kanseri taraması beş yılda bir uygulanmaktadır. HPV aşısı da HPV enfeksiyonlarına ve bunlara bağlı kanserlere karşı korunmada önemli bir araçtır; ancak aşılanmış kadınlarda da yaşa ve ulusal programa uygun serviks kanseri taramasının sürdürülmesi gerekir.

4. Geçmeyen kasık veya alt karın ağrısı, idrar ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik

Yeni başlayan ve devam eden pelvik veya alt karın ağrısı/basınç hissi, sık veya acil idrara çıkma, kabızlık ya da bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklikler bazı jinekolojik kanserlerde görülebilir.

Özellikle bu belirtilerin birden fazlasının birlikte görülmesi, sık tekrarlaması veya giderek belirginleşmesi halinde tıbbi değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte bu yakınmaların idrar yolu enfeksiyonları, irritabl bağırsak sendromu, jinekolojik iyi huylu hastalıklar ve diğer birçok nedenle ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.

5. Dış genital bölgede geçmeyen kaşıntı, yara veya cilt değişikliği

Vulva kanseri nadir görülür, ancak dış genital bölgede uzun süre devam eden değişiklikler göz ardı edilmemelidir.

Haftalar boyunca devam eden veya tekrarlayan kaşıntı, yanma ya da ağrı; iyileşmeyen yara, ülser, kanama, yeni ortaya çıkan kabarıklık veya vulvar ciltte renk, kalınlık ya da görünüm değişikliği değerlendirilmelidir.

Bu tür belirtiler mantar enfeksiyonu, dermatolojik hastalıklar veya başka iyi huylu nedenlerden de kaynaklanabilir. Tedaviye rağmen düzelmeyen veya görünümü şüpheli olan lezyonlarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalı; gerekli görülürse biyopsi ile kesin tanı konulmalıdır.

Belirti yokken tarama yapılır mı?

Bu noktada önemli bir ayrım bulunuyor: Her jinekolojik kanser için asemptomatik kadınlarda rutin tarama testi bulunmuyor.

Özellikle serviks kanseri için düzenli tarama, kanser öncesi lezyonların saptanması ve tedavi edilmesi açısından kanıtlanmış bir koruyucu sağlık uygulamasıdır. Buna karşılık yumurtalık kanseri için semptomu olmayan genel popülasyonda güvenilir ve rutin olarak önerilen bir tarama testi bulunmamaktadır. Endometrium kanseri için de semptomsuz kadınlarda genel popülasyona yönelik rutin tarama önerilmez.

Bu nedenle “belirti yokken tüm kadınların jinekolojik kanser taraması yaptırması gerekir” şeklinde genelleyici bir mesaj yerine, yaşa ve risk durumuna uygun koruyucu sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi ve yeni belirtilerin gecikmeden değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.

“İki hafta” kuralı tüm kanserler için geçerli değil

Jinekolojik kanserler açısından “iki hafta geçtiyse kanserden şüphelenilmeli” şeklinde kesin bir klinik eşik bulunmamaktadır. Bununla birlikte, özellikle yumurtalık kanserinde kişinin normalinden farklı olan belirtilerin kalıcı veya sık tekrarlayan hale gelmesi değerlendirme gerektirir. CDC de olağandışı vajinal kanamada gecikmeden hekime başvurulmasını; diğer olağandışı belirtilerin iki hafta veya daha uzun sürmesi halinde sağlık profesyoneline danışılmasını önermektedir. Bu süre, kanser tanısı koyduran veya tedavinin seyrini tek başına belirleyen bir eşik değildir.

Erken fark etmek önemli, ancak her belirti kanser değildir

Jinekolojik kanserlerde erken tanı önemli olmakla birlikte, yukarıdaki belirtilerin hiçbiri tek başına kanser tanısı koydurmaz. Tanı; hastanın öyküsü, fizik muayene ve gerekli durumlarda ultrasonografi, laboratuvar testleri, endometrial örnekleme, kolposkopi veya biyopsi gibi uygun tanısal yöntemlerin değerlendirilmesiyle konulur.

Doç. Dr. Murat Yassa, “Kadınların kendi vücutlarındaki değişiklikleri tanımaları ve alışılmışın dışındaki belirtileri önemsemeleri, sağlık hizmetlerine zamanında başvuru açısından değerlidir. Özellikle menopoz sonrası kanama, kalıcı veya tekrarlayan karın şişkinliği ve erken doyma, olağandışı vajinal kanama ya da vulvada iyileşmeyen değişiklikler ihmal edilmemelidir” değerlendirmesinde bulunuyor.