📝 Editoryal Not:
Lenfoma, çok farklı biyolojik özelliklere ve klinik seyirlere sahip hastalıkları kapsayan heterojen bir kanser grubudur. Bu nedenle kalıcı lenf bezi büyümesi, açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi ve istemsiz kilo kaybı gibi bulguların fark edilmesi önemli olmakla birlikte, bu belirtilerin tek başına lenfoma tanısı anlamına gelmediği vurgulanmalıdır. Düzenlenen metinde tanının biyopsi ve patolojik değerlendirme ile kesinleştirildiği, tedavinin lenfomanın alt tipi ve klinik özelliklerine göre belirlendiği ve bazı yavaş seyirli lenfomalarda aktif tedavi yerine yakın izlemin uygun olabileceği bilimsel çerçevede öne çıkarılmıştır.
Boyun, koltuk altı veya kasıkta kalıcı ve çoğunlukla ağrısız lenf bezi büyümeleri; açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri ve istemsiz kilo kaybı lenfomanın görülebilen belirtileri arasında yer alıyor. Ancak bu bulguların çoğu enfeksiyonlar ve başka hastalıklar nedeniyle de ortaya çıkabiliyor. Erken değerlendirme ve doğru tanı, lenfomanın alt tipine uygun tedavinin planlanması açısından önem taşıyor.
Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, “15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü” kapsamında lenfomanın belirtileri, tanı süreci ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.
Lenfoma tek bir hastalık değildir
Lenfoma, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden olan lenfositlerden gelişen ve çok sayıda farklı alt tipi bulunan bir kanser grubudur. Genel olarak Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere iki ana grupta ele alınır. Bu grupların içinde biyolojik özellikleri, büyüme hızları, klinik seyirleri ve tedavi yaklaşımları birbirinden farklı çok sayıda alt tip bulunur.
Bazı lenfomalar hızlı ilerleyerek kısa sürede tedavi gerektirirken, bazıları daha yavaş seyredebilir ve uzun süre belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca “lenfoma” tanısının bilinmesi, hastalığın seyri veya tedavisi hakkında tek başına yeterli bilgi vermez. Öncelikle lenfomanın alt tipinin ve hastalığın yaygınlığının belirlenmesi gerekir.
Genç yaşta da lenfoma görülebilir
Lenfoma yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir hastalık değildir. Özellikle Hodgkin lenfoma genç erişkinlerde daha sık görülür; bununla birlikte farklı yaş gruplarında da ortaya çıkabilir.
Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında büyüyebilir ve çoğu zaman enfeksiyonun düzelmesiyle küçülür. Ancak özellikle ağrısız, giderek büyüyen veya kalıcı lenf bezi şişliklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, “Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan bir lenf bezi şişliği birkaç hafta içinde gerilemiyor, büyümeye devam ediyor ya da ateş, yoğun gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı veya belirgin halsizlik gibi başka bulgular eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.” dedi.
Lenf bezi büyümesinin enfeksiyon gibi daha sık görülen nedenleri de olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle tek bir belirti üzerinden lenfoma tanısı çıkarılmamalıdır.
Normal kan tahlili lenfomayı tek başına dışlamaz
Kan testleri, görüntüleme yöntemleri ve fizik muayene lenfoma şüphesinin değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlayabilir. Ancak lenfoma tanısı yalnızca kan tahlili veya görüntüleme sonucuna dayanılarak konulmaz.
Şüpheli lenf nodunun değerlendirilmesinde, hastalığın alt tipinin belirlenebilmesi için uygun bir biyopsi ve patolojik inceleme temel öneme sahiptir. Hodgkin lenfomada tanısal değerlendirmede mümkün olduğunda eksizyonel biyopsi (lenf bezinin tamamının çıkarılarak incelenmesi) tercih edilebilir. Görüntüleme yöntemleri ise hastalığın vücuttaki yaygınlığının ve tedavi planlamasının değerlendirilmesine yardımcı olur.
Bu nedenle kan değerlerinin normal olması, klinik olarak şüpheli bir durumda lenfomayı tek başına dışlamaz.
Lenfomayı işaret edebilen 11 belirti
Lenfomanın belirtileri hastalığın alt tipine, yerleşim bölgesine ve hastalığın yaygınlığına göre değişebilir. Dikkat edilmesi gereken başlıca bulgular şunlardır:
- Boyun, koltuk altı veya kasıkta kalıcı ve çoğunlukla ağrısız lenf bezi büyümesi
- Giderek büyüyen veya gerilemeyen lenf bezleri
- Enfeksiyonla açıklanamayan ve tekrarlayan ateş
- Kıyafet veya çarşaf değiştirmeyi gerektirecek kadar yoğun gece terlemeleri
- Beslenme veya yaşam tarzında değişiklik olmaksızın istemsiz kilo kaybı
- Uzun süren öksürük, nefes darlığı veya göğüste baskı
- Karında şişkinlik, dolgunluk veya erken doyma hissi
- Belirgin ve açıklanamayan halsizlik veya yorgunluk
- Kolay morarma ya da kanama
- Yaygın ve nedeni açıklanamayan kaşıntı
- Lenfomanın yerleşimine bağlı olarak cilt bulguları veya başka bölgesel belirtiler
Özellikle ateş, yoğun gece terlemesi ve istemsiz kilo kaybı birlikte görüldüğünde bunlar “B semptomları” olarak adlandırılır. Kilo kaybı açısından klinik sınıflamada genellikle son 6 ay içinde vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazlasının istemsiz kaybı dikkate alınır.
Bu belirtilerin hiçbirinin tek başına lenfoma anlamına gelmediği, birçok farklı hastalıkta görülebileceği unutulmamalıdır.
Bazı lenfomalarda yakın izlem yeterli olabilir
Lenfoma tanısı konulması, her hastada hemen tedavi başlanacağı anlamına gelmez. Özellikle bazı yavaş seyirli (indolent) lenfoma alt tiplerinde hasta belirti göstermiyorsa ve tedavi için klinik bir gereklilik bulunmuyorsa “aktif izlem” veya “izle ve bekle” yaklaşımı uygulanabilir.
Bu yaklaşım hastalığın göz ardı edilmesi anlamına gelmez. Hastalar düzenli muayene ve gerekli laboratuvar veya görüntüleme değerlendirmeleriyle takip edilir; hastalıkta ilerleme, belirti gelişmesi veya tedavi gerektiren başka bir durum ortaya çıktığında uygun tedavi başlanır.
Buna karşılık hızlı seyreden lenfomalarda tedavinin geciktirilmemesi önemlidir. Dolayısıyla tedavi kararı, lenfomanın alt tipi, hastalığın yaygınlığı, tümör yükü, hastanın belirtileri ve genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilir.
Tedavi lenfomanın alt tipine göre kişiselleştiriliyor
Lenfomada tek bir standart tedavi yaklaşımı bulunmaz. Tedavi; hastalığın alt tipi, evresi, biyolojik özellikleri, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tedavi gereksinimine göre belirlenir.
Tedavi seçenekleri arasında kemoterapi, monoklonal antikorlar ve diğer hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler, radyoterapi ve uygun hastalarda kök hücre nakli yer alabilir. Bazı B-hücreli lenfomalarda bispesifik antikorlar ve CAR-T hücre tedavisi gibi hücresel immünoterapiler de özellikle tekrarlayan veya tedaviye dirençli hastalıkta önemli tedavi seçenekleri haline gelmiştir. Ancak bu yöntemlerin kullanım alanları lenfomanın alt tipine ve hastanın daha önce aldığı tedavilere göre değişir.
Bazı hastalarda geleneksel kemoterapi içermeyen tedavi kombinasyonları da kullanılabilmektedir. Bu nedenle “lenfoma tedavisi” tek bir yöntem üzerinden değerlendirilmemeli; her hasta için hastalığın biyolojik özelliklerine göre bir tedavi planı oluşturulmalıdır.
Tedavi sürecinde bitkisel ürün ve takviyelere dikkat edilmeli
Lenfoma tedavisi sırasında kullanılan bitkisel ürünler, vitaminler ve gıda takviyeleri mutlaka tedaviyi yürüten hekimle paylaşılmalıdır. Bazı ürünler ilaçların metabolizmasını veya etkisini değiştirebilir ve tedavinin güvenliliğini etkileyebilir.
Lenfomaların büyük bölümünde tek bir nedene dayalı bir hastalık gelişim mekanizması bulunmadığından, hastalığı kesin olarak önlediği gösterilmiş özel bir beslenme programı veya yaşam tarzı yaklaşımı yoktur. Bu nedenle kalıcı lenf bezi büyümesi veya açıklanamayan sistemik belirtiler gibi bulguların zamanında değerlendirilmesi önem taşır.
