📝 Editoryal Not:
Dirençli hipertansiyonun önemli bir bölümü, tedavi edilebilir sekonder nedenlerden kaynaklanmaktadır. Primer aldosteronizm (hiperaldosteronizm), özellikle çoklu antihipertansif tedaviye rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan veya açıklanamayan hipokalemisi bulunan hastalarda mutlaka araştırılması gereken endokrin nedenlerden biridir. Bu haber, dirençli hipertansiyonun altta yatan nedenlerine dikkat çekmesi ve uygun hasta grubunda tanı ile cerrahi tedavi seçeneklerini gündeme taşıması açısından sağlık profesyonelleri için önemli bilgiler sunmaktadır. Bununla birlikte, cerrahi tedavinin yalnızca uygun hasta seçiminden sonra planlandığı ve her primer aldosteronizm olgusunun cerrahi adayı olmadığı vurgulanmalıdır.
Dirençli hipertansiyonda primer aldosteronizm akılda tutulmalı
Hipertansiyon, dünya genelinde yaklaşık 1,4 milyar, Türkiye’de ise yaklaşık 20 milyon kişiyi etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. İnme, koroner arter hastalığı, kalp yetersizliği ve kronik böbrek hastalığı için başlıca risk faktörlerinden biri olan hipertansiyonun en sık nedenleri arasında genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi, obezite, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik yer almaktadır.
Ancak kan basıncı, uygun dozlarda en az üç antihipertansif ilaca (tercihen biri diüretik olmak üzere) rağmen hedef değerlere ulaştırılamıyorsa dirençli hipertansiyon düşünülmeli ve altta yatan sekonder nedenler araştırılmalıdır.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle çoklu ilaç kullanımına rağmen hipertansiyonu kontrol altına alınamayan ve hipokalemisi (düşük potasyum düzeyi) bulunan hastalarda böbreküstü bezi kaynaklı hormonal hastalıkların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Primer aldosteronizm tedavi edilebilir bir hipertansiyon nedenidir
Her iki böbreğin üzerinde bulunan adrenal (böbreküstü) bezleri; kortizol, adrenalin ve aldosteron gibi yaşam için kritik hormonları üretmektedir.
Bu bezlerde gelişen aldosteron salgılayan adenom veya adrenal hiperplazi sonucunda aşırı aldosteron üretimi gelişebilir. Primer aldosteronizm olarak adlandırılan bu tabloda;
- Böbreklerde sodyum ve su tutulumu artar.
- Potasyum kaybı gelişebilir.
- Kan basıncı yükselir.
- Dirençli hipertansiyon ortaya çıkabilir.
Doç. Dr. Mehmet Köstek, primer aldosteronizmin sekonder hipertansiyonun en sık nedenlerinden biri olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Dirençli hipertansiyonla birlikte hipokaleminin görülmesi primer aldosteronizm açısından önemli bir uyarıcı bulgudur. Bu hastalarda hormon analizleri ve uygun görüntüleme yöntemleriyle adrenal bezlerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir.”
Böbreküstü bezi kitleleri uzun süre sessiz seyredebilir
Aldosteron salgılayan adrenal adenomlar çoğu zaman belirgin bir semptom oluşturmaz. Hastalar genellikle uzun yıllar yalnızca kontrol altına alınamayan hipertansiyon nedeniyle takip edilir.
Tedavi edilmeyen primer aldosteronizm;
- Kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir,
- Sol ventrikül hipertrofisine yol açabilir,
- Atriyal fibrilasyon gelişme riskini yükseltebilir,
- Böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir.
Hipokalemi gelişen hastalarda ise kas güçsüzlüğü, kas krampları ve ciddi olgularda kardiyak ritim bozuklukları görülebilir.
Tanıda hormon testleri temel rol oynuyor
Primer aldosteronizm tanısında ilk basamak;
- Ayrıntılı klinik değerlendirme,
- Kan basıncı öyküsü,
- Kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi,
- Serum potasyum düzeyinin değerlendirilmesidir.
Laboratuvar incelemelerinde aldosteron-renin oranı (ARR) primer tarama testi olarak kullanılmaktadır. Tarama testlerinin pozitif bulunması halinde doğrulama testleri uygulanır.
Daha sonra bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme ile adrenal bezler değerlendirilir. Cerrahi planlanan hastalarda uygun olgularda adrenal ven örneklemesi (Adrenal Ven Sampling-AVS) ile hormonun hangi bezden salgılandığının belirlenmesi uluslararası kılavuzlarda önerilmektedir.
Uygun hastalarda kapalı cerrahi etkili bir tedavi seçeneği sunuyor
Tek taraflı aldosteron salgılayan adrenal adenom saptanan uygun hastalarda standart tedavi adrenalektomidir.
Doç. Dr. Mehmet Köstek, günümüzde ameliyatların büyük bölümünün laparoskopik veya robotik yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirterek şu bilgileri verdi:
“Minimal invaziv cerrahi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede taburcu olabilmekte ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebilmektedir. Cerrahi sonrasında birçok hastada kan basıncı kontrolü belirgin şekilde düzelmekte, bazı hastalarda antihipertansif ilaç ihtiyacı azalmakta, uygun olgularda ise tamamen ortadan kalkabilmektedir.”
Uzmanlar, bilateral adrenal hiperplazi bulunan hastalarda ise temel tedavinin mineralokortikoid reseptör antagonistleri (spironolakton, eplerenon gibi) olduğunu; bu nedenle cerrahi kararının multidisipliner değerlendirme sonrasında verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Erken tanı yaşam boyu kardiyovasküler riski azaltabilir
Dirençli hipertansiyonu bulunan, genç yaşta hipertansiyon gelişen, açıklanamayan hipokalemisi olan veya aile öyküsü bulunan hastalarda primer aldosteronizm açısından tarama yapılması, güncel uluslararası hipertansiyon ve endokrinoloji kılavuzları tarafından önerilmektedir.
Erken tanı sayesinde uygun hastalarda cerrahi veya medikal tedavi planlanarak hem kan basıncı kontrolü sağlanabilir hem de uzun dönemde gelişebilecek kardiyovasküler komplikasyonların önüne geçilebilir.
