📝 Editoryal Not: Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından 21 Şubat 2026 tarihinde güncellenen Biyobenzer Tıbbi Ürünler Hakkında Kılavuz, biyobenzer ilaçların ruhsatlandırma süreçlerini kapsamlı biçimde yeniden düzenlemektedir. Biyobenzer ürünlerin hem sağlık sistemi ekonomisi hem de hasta erişimi açısından taşıdığı stratejik önem göz önüne alındığında, bu güncelleme ilaç endüstrisi profesyonelleri, regulatory affairs uzmanları ve klinik araştırma yöneticileri için kritik bir referans niteliğindedir. Kılavuzun EMA ve ICH kılavuzlarıyla artan uyumu, Türkiye’nin biyobenzer ilaç pazarındaki düzenleyici olgunluğunu bir üst seviyeye taşımaktadır.
Biyolojik tıbbi ürünler, modern tıbbın en hızlı büyüyen segmentlerinden birini oluşturmaktadır. Onkoloji, romatoloji, endokrinoloji ve hematoloji gibi geniş bir terapötik yelpazede kullanılan bu ürünlerin patent koruma sürelerinin sona ermesiyle birlikte, biyobenzer (biosimilar) ilaçlar hem küresel hem de ulusal düzeyde giderek artan bir önem kazanmıştır. Biyobenzer ürünler, ruhsatlı bir referans biyolojik tıbbi ürüne kalite, etkililik ve güvenlilik açısından yüksek düzeyde benzerlik gösteren beşeri tıbbi ürünler olarak tanımlanmaktadır.
Bu bağlamda TİTCK, 21 Şubat 2026 tarihinde Biyobenzer Tıbbi Ürünler Hakkında Kılavuz’un güncellenmiş versiyonunu yayımlamıştır. Kılavuz, biyobenzer ürünlerin ruhsatlandırılmasına esas uygulanacak genel ilkeleri belirlemekte ve biyobenzerliği gösterme ilkelerini kapsamlı biçimde ortaya koymaktadır.
Kılavuzun Amacı ve Kapsamı
Güncellenen kılavuz, biyobenzer tıbbi ürün kavramını tanımlamak ve bu ürünlerin ruhsatlandırılmasına esas uygulanacak genel ilkeleri belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Kılavuz, öncelikli olarak rekombinant DNA kaynaklı proteinleri ve türevlerini içeren biyobenzer tıbbi ürünlerin karşılaştırılabilirliğinin kanıtlanması için kalite, klinik dışı ve klinik gerekliliklerine açıklık getirmektedir. Ayrıca kılavuzda açıklanan ilkelerin, düşük molekül ağırlıklı heparin gibi diğer biyolojik ürünler için de geçerli olabileceği belirtilmektedir.
Kılavuzun önceki versiyonlarından önemli bir ayrımla, ürün ve ürün sınıfına özgü güncel ulusal ve uluslararası kılavuzların bu kılavuzun tamamlayıcısı olacağı açıkça vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, biyobenzer geliştirme süreçlerinin her bir ürün sınıfının kendine özgü biyolojik karmaşıklığına uygun biçimde yürütülmesini teşvik etmektedir.
Genişletilmiş Tanımlar ve Kavramsal Çerçeve
Kılavuzun önceki versiyonu yalnızca biyobenzer ilaç ve biyolojik ilaç tanımlarını içerirken, güncellenen metin önemli kavramsal genişleme sağlamıştır. Güncel kılavuzda aşağıdaki tanımlar yer almaktadır:
Biyolojik Tıbbi Ürün, etkin maddesi biyolojik bir kaynakta üretilen ya da biyolojik bir kaynaktan saflaştırılan, kalitesi imalat süreci ve kontrolleri ile fizikokimyasal ve biyolojik testler aracılığıyla gösterilen beşeri tıbbi ürün olarak tanımlanmıştır. Biyobenzer Tıbbi Ürün ise ruhsatlı bir biyolojik referans tıbbi ürüne yüksek düzeyde benzerlik gösteren beşeri tıbbi ürünü ifade etmektedir.
Buna ek olarak farmakope, referans tıbbi ürün ve komperatör tıbbi ürün gibi kritik kavramların tanımları da kılavuza dahil edilmiştir. Referans tıbbi ürün tanımında dikkat çekici bir genişleme söz konusudur: TİTCK’nin yanı sıra ICH kurucu ve daimi düzenleyici üyeleri, Avustralya İlaç Otoritesi (TGA) ve İngiltere İlaç Otoritesi (MHRA) tarafından ruhsatlandırılmış ürünler de referans olarak kabul edilebilmektedir.
Biyobenzerlik İlkeleri: Basamaklı Yaklaşım
Kılavuzun temel ilkeleri arasında en belirgin olanı, biyobenzerlik değerlendirmesinde kapsamlı bir karşılaştırılabilirlik çalışmasına dayalı olarak kalite, güvenlilik ve etkililik bakımından referans tıbbi ürüne benzerliğin gösterilmesi gerekliliğidir. Başvuru dosyasının kapsamlı fizikokimyasal ve biyolojik karakterizasyon ile güvenlilik ve etkililik karşılaştırma çalışmalarını içermesi beklenmektedir.
Kılavuz, biyobenzer karşılaştırılabilirlik analizleri sonucunda biyobenzerliği olanaksız kılacak verilerin elde edilmesi ya da klinik açıdan gerekçelendirilemeyen önemli farklılıkların bulunması durumunda, biyobenzer ruhsatlandırma başvurusunun uygulanabilir olmayacağını da açıkça ortaya koymaktadır.
Referans Tıbbi Ürün Seçimi ve Komperatör Kullanımı
Kılavuz, biyobenzerlik çalışmalarında referans tıbbi ürün kullanılmasını tavsiye etmekle birlikte, biyobenzer ürünlerin küresel gelişimini kolaylaştırmak ve klinik araştırmaların gereksiz tekrarından kaçınmak amacıyla belirli koşullar altında komperatör tıbbi ürün kullanımına da olanak tanımaktadır.
Bu kapsamda kalite düzeyindeki karşılaştırma çalışmalarının referans tıbbi ürün ile biyobenzer ürünün yan yana (side by side) analizini kapsaması gerekmektedir. Hedef Ürün Kalite Profili (HÜKP) geliştirilmesi sırasında ise referans ve komperatör tıbbi ürünün birlikte kullanılması kabul edilebilir bulunmuştur.
Kalite Gereklilikleri: Hedef Ürün Kalite Profili
Güncellenen kılavuz, biyobenzer ürünlerin üretiminde sağlanması gereken kalite standardına ilişkin önemli yenilikler getirmiştir. Referans tıbbi ürünle karşılaştırılabilir bir Hedef Ürün Kalite Profili (HÜKP) oluşturulması gerekliliği detaylandırılmıştır. Biyobenzer tıbbi ürünlerin farmakopelerde ve güncel kaynaklarda yer alan yöntemler kullanılarak üretilmesi ve kontrol edilmesi beklenmektedir.
Karşılaştırılabilirlik çalışmalarında referans tıbbi ürünün en az üç farklı serisi kullanılarak biyobenzer tıbbi ürüne ait serilerin analiz edilmesi öngörülmüştür. Karakterizasyon çalışmalarında kullanılan yöntemlerin kalite veri paketinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu ve bu yöntemlerin karşılaştırılabilirlik amacına uygun nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır.
Biyobenzer tıbbi ürünün stabilitesinin ilgili kılavuzlara uygun olarak belirlenmesi ve referans üründen ekstrapolasyon yoluyla stabilite çalışması yapılmasının uygun olmadığı da kılavuzda açıkça belirtilmiştir.
Klinik Dışı ve Klinik Çalışmalar: Detaylı Düzenleme
Kılavuzun önceki versiyonunda yalnızca ilgili kılavuzlara atıfta bulunulan klinik ve klinik dışı çalışmalara ilişkin bölüm, bu güncellemede kapsamlı biçimde yeniden ele alınmıştır. Biyobenzerliği desteklemek amacıyla yürütülecek klinik dışı in vivo ve in vitro çalışmalarda gözetilmesi gereken temel ilkeler somut biçimde ortaya konmuştur.
Karşılaştırmalı farmakokinetik çalışmaların, biyobenzer tıbbi ürün ile referans tıbbi ürün arasındaki klinik karşılaştırma çalışmalarının temelini oluşturduğu belirtilmiştir. Farmakokinetik çalışmaların referans tıbbi ürün için tavsiye edilen doz aralığı ve uygulama yoluyla yapılması, çalışma tasarımının referans ürünün klinik kapsamı, güvenlilik profili ve farmakokinetik karakteristikleri temelinde şekillendirilmesi gerekmektedir.
Etkililik çalışmalarında ise biyobenzer ve referans tıbbi ürünün karşılaştırılabilir klinik performansının yeterli duyarlılıktaki klinik modellerde gösterilmesi beklenmektedir. Referans tıbbi ürünün onaylanmış tüm endikasyonları, bunlara ilişkin etki mekanizmaları ve immünojenisitesi dikkate alınması gereken kritik faktörler arasında sayılmıştır.
Farmakovijilans: Ruhsat Sonrası Güvenlilik İzlemi
Kılavuza eklenen en önemli yeniliklerden biri, farmakovijilansa yönelik hükümlerin dahil edilmesidir. Bu düzenleme ile biyobenzer ürünlerin güvenliliğinin ruhsatlandırma sonrasında da sürekli ve yakın biçimde izlenmesi amaçlanmaktadır. Risk yönetim planının ilgili birimce değerlendirilip onaylanması gerekliliği, ruhsat sonrası güvenlilik takibinin sistematik bir çerçeveye oturtulmasını sağlamaktadır.
Uluslararası Uyum ve Küresel Perspektif
TİTCK’nin bu kılavuz güncellemesi, Türkiye’nin biyobenzer ilaç düzenleme çerçevesini EMA ve ICH standartlarına daha da yaklaştırmaktadır. Referans tıbbi ürün tanımının ICH kurucu ve daimi üyeleri ile TGA ve MHRA’yı kapsayacak biçimde genişletilmesi, Türk biyobenzer üreticilerinin küresel pazara entegrasyonunu kolaylaştıracak önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Biyobenzer ürünlerin küresel gelişimini kolaylaştırmak ve gereksiz klinik araştırma tekrarından kaçınmak amacıyla komperatör kullanımına koşullu olarak izin verilmesi de bu uluslararası uyum perspektifinin somut bir yansımasıdır.
Sektörel Etki ve Değerlendirme
Biyobenzer ilaçlar, özellikle yüksek maliyetli biyolojik tedavilere erişimi artırmak ve sağlık harcamalarını optimize etmek açısından stratejik bir öneme sahiptir. Türkiye’de biyobenzer ürünlerin fiyatlandırılmasında özel düzenlemeler uygulanmakta olup bu ürünler, standart fiyatlandırma kurallarından bağımsız olarak değerlendirilebilmektedir.
Güncellenen kılavuz ile ruhsatlandırma süreçlerinin daha öngörülebilir ve şeffaf hale gelmesi, hem yerli üreticiler hem de uluslararası firmalar için Türkiye pazarındaki biyobenzer yatırımlarını teşvik edici bir etki yaratması beklenmektedir. Başvuru sahiplerinin kılavuzda mevcut bilgilerden daha ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duymaları halinde TİTCK’ye danışabilecekleri de belirtilmiş olup bu düzenleme, regülatör ile endüstri arasındaki diyalogu güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Sonuç
21 Şubat 2026 tarihli Biyobenzer Tıbbi Ürünler Hakkında Kılavuz güncellemesi, Türkiye’nin biyobenzer ilaç düzenleme çerçevesinde önemli bir dönüm noktasını temsil etmektedir. Genişletilmiş tanımlar, detaylandırılmış kalite gereklilikleri, kapsamlı klinik ve klinik dışı çalışma ilkeleri ve farmakovijilans hükümlerinin eklenmesi, biyobenzer ürünlerin tüm yaşam döngüsüne ilişkin bütüncül bir düzenleyici yaklaşımın benimsendiğini ortaya koymaktadır. Bu gelişme, hem hasta güvenliliğini güvence altına alma hem de biyobenzer ürünlere erişimi artırma hedefine hizmet etmekte olup, sektör paydaşlarının güncellenmiş gerekliliklere uyum süreçlerini en kısa sürede başlatmaları önem taşımaktadır.
Biyobenzer klinik geliştirme programlarının başarısı, yalnızca düzenleyici gerekliliklerin eksiksiz karşılanmasına değil; aynı zamanda bu süreçlerin arkasındaki operasyonel deneyime ve bilimsel derinliğe bağlıdır. Karşılaştırmalı farmakokinetik çalışma tasarımından immünojensite değerlendirmesine, analitik benzerlik stratejisinden farmakovijilans planlamasına kadar uzanan çok katmanlı bir geliştirme süreci, ancak biyobenzer projelere özgü deneyim birikimine sahip ekiplerle sağlıklı biçimde yürütülebilir. Bu noktada doğru sözleşmeli araştırma kuruluşu (CRO) seçimi, ruhsatlandırma sürecinin hızını ve kalitesini doğrudan belirleyen stratejik bir karar haline gelmektedir. Türkiye’de biyobenzer klinik araştırma alanında köklü bir deneyime sahip olan Omega CRO, farmakokinetik biyobenzerlik çalışmalarından Faz III karşılaştırmalı etkililik araştırmalarına kadar geniş bir yelpazede sunduğu uçtan uca hizmet modeliyle, bu alandaki referans kuruluşlar arasında yer almaktadır.
Kaynak: Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), Biyobenzer Tıbbi Ürünler Hakkında Kılavuz, 21 Şubat 2026.
Kılavuzun tam metnine erişim: titck.gov.tr
