📝 Editoryal Not:
Ağrı kesiciler reçetesiz ve yaygın kullanılabilmeleri nedeniyle çoğu zaman düşük riskli ilaçlar olarak algılanabiliyor. Oysa özellikle NSAİİ grubu ilaçlar; böbrek fonksiyonları, sıvı dengesi, eşlik eden hastalıklar ve eş zamanlı kullanılan ilaçlara bağlı olarak önemli riskler taşıyabiliyor. Bu nedenle haberin temel katkısı, “ağrı kesici kullanmayın” şeklinde genelleyici bir mesaj vermek yerine, doz, kullanım süresi, bireysel risk faktörleri ve ilaç etkileşimlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamasıdır. Aşağıdaki düzenlemede, klinik risklerin abartılmaması ve farklı ağrı kesici gruplarının birbirinden ayrılması özellikle gözetilmiştir.

Baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, diş ağrısı veya ateş gibi günlük yaşamda sık karşılaşılan şikâyetlerde ağrı kesiciler yaygın olarak kullanılıyor. Ancak daha önce benzer bir yakınmada kullanılmış olması, bir ilacın her durumda ve kontrolsüz biçimde kullanılabileceği anlamına gelmiyor.

Özellikle steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçların (NSAİİ) gereğinden yüksek dozda veya uzun süre kullanılması; böbrek fonksiyonlarının zaten risk altında olduğu kişilerde, sıvı kaybı veya bazı ilaçlarla birlikte kullanım durumunda akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, ağrı kesici kullanımında yalnızca ilacın adına değil, kişinin genel sağlık durumuna da bakılması gerektiğine dikkat çekiyor.

“Bir ağrı kesicinin güvenlilik profilini değerlendirirken ilacın etken maddesi ve grubunun yanı sıra dozunun, kullanım süresinin, kişinin yaşı, böbrek fonksiyonları, eşlik eden hastalıkları, sıvı kaybı yaşayıp yaşamadığı ve kullandığı diğer ilaçların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Aynı ilaç, farklı kişilerde aynı düzeyde risk oluşturmayabilir” diyor.

NSAİİ’LER BÖBREKLERİN KAN AKIMINI ETKİLEYEBİLİYOR

Böbreklerin kanı süzme ve vücudun sıvı-elektrolit dengesini düzenleme işlevlerini sürdürebilmesi için yeterli böbrek kan akımının korunması gerekiyor.

İbuprofen, naproksen ve diklofenak gibi NSAİİ grubu ilaçlar, ağrı ve inflamasyonun oluşmasında rol oynayan prostaglandinlerin üretimini azaltıyor. Ancak böbreklerde prostaglandinler, özellikle böbreğe gelen kan akımının azaldığı durumlarda, damarların genişlemesine katkıda bulunarak böbrek perfüzyonunun korunmasına yardımcı oluyor.

Bu nedenle NSAİİ kullanımı, özellikle dehidratasyon, önceden var olan böbrek hastalığı, ileri yaş, kalp yetmezliği veya bazı ilaçların eş zamanlı kullanımı gibi durumlarda böbrek fonksiyonlarında bozulma riskini artırabiliyor.

Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Ağrı kesicilerin böbrek üzerindeki etkisini değerlendirirken yalnızca ‘hangi ilaç kullanıldı?’ sorusuna bakmıyoruz. İlacın ne kadar süre ve hangi dozda kullanıldığı, kişinin yeterli sıvı alıp alamadığı, böbrek fonksiyonları, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları ve eş zamanlı kullandığı ilaçlar da önem taşıyor” diyor.

SUSUZLUK VARKEN AĞRI KESİCİ KULLANIMINA DİKKAT

Kusma, ishal, yüksek ateş, yoğun terleme veya yeterli sıvı alınamaması vücutta dehidratasyona (sıvı kaybına) yol açabiliyor. Bu durumda böbreklere ulaşan kan akımı azalabiliyor.

Böbrek kan akımını düzenleyen prostaglandinlerin üretimini azaltan bir NSAİİ’nin bu tabloya eklenmesi, özellikle riskli kişilerde akut böbrek hasarı gelişme olasılığını artırabiliyor.

Bu nedenle belirgin sıvı kaybının yaşandığı dönemlerde, özellikle kronik hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunan kişilerin kendi kendine tekrarlayan NSAİİ kullanımından kaçınması ve gerektiğinde sağlık profesyoneline danışması önem taşıyor.

BAZI TANSİYON İLAÇLARI VE İDRAR SÖKTÜRÜCÜLERLE BİRLİKTE KULLANIMA DİKKAT

NSAİİ’lerin bazı ilaçlarla birlikte kullanılması böbrekler açısından ek risk oluşturabiliyor.

Özellikle ACE inhibitörü veya ARB grubu ilaçlar ile diüretiklerin (idrar söktürücülerin) NSAİİ’lerle birlikte kullanılması, belirli hastalarda akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor. Literatürde bu ilaç kombinasyonu, yaygın olarak “üçlü darbe” (triple whammy) olarak anılıyor.

Bu nedenle tansiyon veya kalp hastalığı nedeniyle düzenli ilaç kullanan kişilerin, reçetesiz NSAİİ başlamadan önce hekim veya eczacıya kullandıkları ilaçları bildirmeleri önem taşıyor.

KİMLER DAHA DİKKATLİ OLMALI?

NSAİİ’lere bağlı böbrek riskinin herkes için aynı olmadığı unutulmamalı. Özellikle şu kişilerde daha dikkatli değerlendirme gerekiyor:

  • Önceden böbrek fonksiyonlarında bozulma bulunanlar
  • İleri yaştaki bireyler
  • Kalp yetmezliği bulunanlar
  • Hipertansiyonu veya diyabeti olanlar
  • Dehidratasyon veya belirgin sıvı kaybı yaşayanlar
  • Diüretik kullananlar
  • ACE inhibitörü veya ARB gibi bazı tansiyon ilaçlarını kullananlar
  • Birden fazla ilaç kullanan veya uzun süre ağrı kesici kullanması gereken kişiler

Bu durumlar, söz konusu kişilerin hiçbir şekilde ağrı kesici kullanamayacağı anlamına gelmiyor. Hangi ilacın, hangi dozda ve ne kadar süreyle kullanılacağı kişinin klinik durumuna göre değerlendirilmelidir.

“DAHA ÖNCE KULLANDIM, YİNE KULLANABİLİRİM” YAKLAŞIMI DOĞRU DEĞİL

Ağrı kesicilerin yaygın kullanılması, her koşulda risksiz oldukları anlamına gelmiyor. Ayrıca farklı ticari isimlerle satılan bazı ilaçlarda aynı etken madde bulunabiliyor. Kişinin birden fazla ürünü birlikte kullanması, farkında olmadan önerilen toplam dozu aşmasına neden olabiliyor.

Özellikle parasetamol içeren farklı ürünlerin eş zamanlı kullanımı, toplam günlük dozun gözden kaçmasına ve yüksek dozlarda karaciğer toksisitesi riskine yol açabiliyor.

Bu nedenle ağrı kesici seçiminde yalnızca “hangi ilaç daha güçlü?” sorusuna odaklanmak yerine, etken madde, doz, kullanım süresi, eşlik eden hastalıklar ve diğer ilaçlarla olası etkileşimler birlikte değerlendirilmelidir.

SÜREKLİ AĞRI KESİCİ İHTİYACI AĞRININ NEDENİNİN ARAŞTIRILMASINI GEREKTİRİR

Tekrarlayan baş, bel, eklem veya başka bir bölgedeki ağrıyı sürekli ağrı kesici kullanarak baskılamak, altta yatan nedenin değerlendirilmesini geciktirebilir.

Ağrı kesici ihtiyacının giderek sıklaşması, ağrının günler boyunca devam etmesi veya kişinin düzenli olarak ilaç kullanmak zorunda kalması durumunda yalnızca kullanılan ilacı değiştirmek yerine ağrının nedeni araştırılmalıdır.

Uzm. Dr. Füsun Topçugil, “Ağrı vücudun verdiği önemli bir belirtidir. Tekrarlayan ağrıda yalnızca semptomu baskılamak yerine nedeninin değerlendirilmesi gerekir. Özellikle kişinin ağrı kesici kullanım sıklığı artıyorsa, birden fazla ilaç kullanıyorsa veya eşlik eden kronik hastalıkları bulunuyorsa kontrolsüz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır” şeklinde konuşuyor.

BÖBREK HASARI HER ZAMAN BELİRGİN BELİRTİ VERMEYEBİLİR

Akut böbrek hasarı bazı kişilerde idrar miktarında azalma, bacaklarda veya vücutta şişlik, halsizlik, bulantı, iştahsızlık ya da nefes darlığı gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Ancak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma her zaman erken dönemde belirgin şikâyetlere yol açmayabilir.

Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kan kreatinin düzeyi ve bu değerden hesaplanan tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) gibi laboratuvar parametrelerinden yararlanılır. Klinik duruma göre idrar incelemeleri ve başka tetkikler de gerekebilir.

Özellikle ağrı kesici kullanımı sonrasında idrar miktarında belirgin azalma, yeni gelişen şişlik, nefes darlığı veya ciddi halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkarsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.

“AĞRI KESİCİLERDEN KORKMAK DEĞİL, BİLİNÇLİ KULLANMAK ÖNEMLİ”

Uzm. Dr. Füsun Topçugil sözlerini şöyle tamamlıyor:

“İlaçların doğru kişide, doğru dozda ve uygun süreyle kullanıldığında önemli tedavi araçları olduğunu unutmamak gerekir. Buradaki temel konu ağrı kesicilerden korkmak değil, bilinçsiz ve gereksiz kullanımdan kaçınmaktır. Özellikle kronik hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan, sıvı kaybı yaşayan veya sık ağrı kesici ihtiyacı duyan kişilerin kendi kendine ilaç kullanımını sürdürmek yerine sağlık profesyoneline danışması önemlidir.”