📝 Editoryal Not:

Bu basın bülteni, yapay zekâ ve makine öğreniminin ilaç Ar-Ge süreçlerinde nasıl somut ve ölçülebilir faydalar sağladığını açıklayan güncel ve bilimsel açıdan önemli bir örnek sunmaktadır. Sağlık profesyonelleri için özellikle hedef belirleme, klinik araştırma hızlanması, kişiselleştirilmiş tedaviler ve veri bütünlüğü gibi konularda yapay zekânın yarattığı dönüşümü net bir şekilde ortaya koymaktadır. İlaç geliştirme sürelerinin kısalması, hasta erişiminin hızlanması ve biyolojik verinin anlamlandırılmasında teknolojik kapasite artışı nedeniyle haber yüksek klinik ve bilimsel değere sahiptir.

AbbVie, yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi (ML) teknolojilerini ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerinin merkezine konumlandırarak Ar-Ge çalışmalarında yeni bir paradigma oluşturuyor. Şirketin geliştirdiği AbbVie R&D Convergence Hub (ARCH) platformu, 200’ün üzerinde kaynaktan gelen verileri entegre ederek 2 milyardan fazla bilgi noktasını bilimsel analiz için erişilebilir hale getiriyor. Bu sayede ilaç hedeflerinin belirlenmesi, aday molekül tasarımı ve kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerinin geliştirilmesi önemli ölçüde hızlanıyor.

Yapay Zekâ ile Hızlanan Ar-Ge Süreçleri

Geleneksel ilaç geliştirme süreci genellikle 10–15 yıl sürerken, AbbVie’nin yapay zekâ entegrasyonu sayesinde bu süre belirgin biçimde kısalıyor. AI tabanlı modellemeler ve veri analitiği;

  • Klinik araştırma merkezlerinin %50 daha hızlı belirlenmesini,
  • Hasta kabul süreçlerinin üç kat hızlanmasını,
  • Klinik araştırmalarda “proof-of-concept” aşamasına bir yıl daha erken ulaşılmasını,
  • Monoklonal antikor geliştirme süreçlerinde bir yıllık zaman kazancı elde edilmesini sağlıyor.

Ayrıca ruhsat (regülasyon) dosyalarının hazırlanmasında kullanılan otomasyon araçları, yüksek kalite standartlarında belgelerin çok daha kısa sürede oluşturulmasına imkân tanıyor. Bu durum, ICH-GCP ve güncel regülasyonlara uyumlu veri bütünlüğü sağlayarak klinik araştırma verimliliğini artırıyor.

Proteinlerin “Dili” Çözülüyor: Yapay Zekâ Destekli Tasarım

ARCH ve üretken yapay zekâ modelleri sayesinde özellikle onkoloji ve otoimmün hastalıklar gibi kompleks biyolojik alanlarda gen-protein etkileşimleri daha kapsamlı şekilde çözümleniyor. Büyük dil modelleri (LLM), proteinlerin yapısal ve fonksiyonel özelliklerini analiz ederek istenen profil özelliklerine (ör. düşük viskozite, yüksek stabilite, güçlü antijen bağlanımı) sahip yeni antikor tasarımlarının kısa sürede oluşturulmasına olanak tanıyor.

Bu yaklaşım, hedef doğruluğunu artırarak erken klinik aşamalarda yanlış hedef seçiminden kaynaklanan kayıpları azaltıyor.

Yapay Zekâ, AbbVie’nin Tüm İş Modelini Dönüştürüyor

AbbVie için yapay zekâ yalnızca Ar-Ge süreçlerinde değil, operasyonel iş akışlarında ve paydaş iletişiminde de stratejik bir rol üstleniyor.

  • AbbVie Intelligence (GPT tabanlı platform): Çalışanlara güvenli ve gelişmiş yapay zekâ araçlarına erişim sağlayarak karar destek mekanizmalarını güçlendiriyor.
  • AbbVie Virtual Assistant: Çalışanlara 7/24 bilgi ve operasyonel destek sunarak süreç hızını artırıyor.
  • RPA tabanlı dijital çalışma arkadaşı Simon: Ruhsatlandırma, kongre ve etkinlik yönetimi, finans, etik ve uyum gibi yüksek hacimli veri süreçlerinde otomasyon sağlayarak hem hatasız ilerleme hem de zaman tasarrufu sunuyor.

Bu kapsamlı entegrasyon, şirketin sağlık profesyonelleri ve diğer paydaşlarla daha kişiselleştirilmiş ve etkili iletişim kurmasına katkı sağlıyor.

“Yapay zekâ ile tıpta yeni bir çağın eşiğindeyiz”

AbbVie Türkiye Medikal Direktörü Dr. Sarper Erkeskin, yapay zekânın tıp alanındaki etkisini şu sözlerle değerlendirdi:

“İnsan vücudu milyonlarca biyolojik veri üretirken bu verilerin manuel analiz edilmesi yıllar sürebilir. Yapay zekâ sayesinde bu verileri çok daha kısa sürede anlamlandırıyoruz. ARCH platformuyla 2 milyardan fazla bilgi noktasını birleştiriyor, üretken yapay zekâ ile ilaç tasarımını optimize ediyoruz. Amacımız, yalnızca yeni tedaviler geliştirmek değil, bunları hastalara her zamankinden daha hızlı ulaştırmak.”

Erkeskin, kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının da AI sayesinde güçlendiğini belirterek:

“Aynı hastalıktan etkilenmiş farklı hasta gruplarının genetik ve biyolojik yapısını analiz ederek hangi tedaviden hangi grubun daha fazla yarar göreceğini öngörebiliyoruz. Bu yaklaşım özellikle onkoloji ve immünoloji alanlarında büyük potansiyele sahip.”