📝 Editoryal Not

Bademcik kanseri, özellikle orofarenks kanserleri içinde HPV ile ilişkili hastalığın önem kazanmasıyla birlikte giderek daha fazla gündeme gelen bir baş-boyun kanseridir. Ancak boğaz ağrısı ve boyun şişliği çok sayıda iyi huylu nedenden de kaynaklanabilir; bu nedenle tek başına bu belirtiler kanser anlamına gelmez. Bu haber, uzun süren veya tek taraflı KBB belirtilerinin hangi durumlarda değerlendirilmesi gerektiğini, risk faktörlerini ve güncel tedavi yaklaşımlarını sağlık profesyonelleri açısından daha dengeli ve kanıta dayalı biçimde ele almayı amaçlamaktadır. Özellikle erişkinlerde persistan boyun kitlesinin gecikmeden değerlendirilmesi ve HPV ilişkili orofarenks kanserlerinin klasik tütün/alkol ilişkili hastalıktan farklı klinik özellikler gösterebilmesi, hasta bakımında önemli noktalardır.

Boğaz ağrısı ve boyun şişliği ne zaman önemsenmeli?

Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve boyunda şişlik çoğunlukla enfeksiyonlar gibi iyi huylu nedenlerle ortaya çıkabilir. Ancak erişkin bir kişide kalıcı veya büyüyen boyun kitlesi, özellikle enfeksiyon bulguları olmaksızın devam ediyorsa, malignite olasılığı dışlanmadan değerlendirilmelidir.

Bademcik kanseri başlangıçta belirti vermeyebilir veya boğaz enfeksiyonlarını taklit eden yakınmalarla ortaya çıkabilir. Özellikle şu bulguların kalıcı olması veya ilerlemesi halinde KBB değerlendirmesi önem taşır:

  • Tek taraflı ve geçmeyen boğaz ağrısı
  • Yutma sırasında ağrı veya yutma güçlüğü
  • Erişkin dönemde ortaya çıkan ve kalıcı olan boyun kitlesi
  • Bademciklerde belirgin asimetri veya tek taraflı büyüme
  • Ağız ya da bademcik bölgesinde iyileşmeyen lezyon
  • Kulak muayenesi normal olduğu halde devam eden tek taraflı kulak ağrısı
  • Ses değişikliği
  • Kanlı tükürük veya ağızdan kanama
  • Açıklanamayan kilo kaybı

Bu bulguların hiçbiri tek başına kanser tanısı koydurmaz. Bununla birlikte, özellikle persistan boyun kitlesi ve açıklanamayan tek taraflı KBB semptomları ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirir.

Nefes darlığı, belirgin yutma güçlüğü veya aktif kanama gibi acil durumlarda ise gecikmeden acil tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Bademcik kanserinde HPV’nin rolü giderek daha fazla önem kazanıyor

Bademcik kanseri, orofarenks kanserleri içinde değerlendirilir. Hastalığın gelişiminde başlıca risk faktörleri arasında tütün kullanımı, yoğun alkol tüketimi ve yüksek riskli HPV enfeksiyonu yer alır. Tütün ve alkolün birlikte kullanılması özellikle önemlidir.

Son yıllarda HPV ile ilişkili orofarenks kanserlerinin epidemiyolojisi ve biyolojisi konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Özellikle HPV-16, HPV ile ilişkili orofarenks kanserleriyle en güçlü ilişki gösteren yüksek riskli tiptir.

HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınır. Ancak yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı hale gelmesi, özellikle belirli anatomik bölgelerde, hücresel değişiklikler ve kanser gelişimiyle ilişkili olabilir.

HPV’ye bağlı orofarenks kanserlerinin oranı coğrafi bölgeye ve kullanılan tanımlama yöntemlerine göre önemli ölçüde değişmektedir. Bu nedenle belirli bir ülkeye ait prevalans oranlarının tüm toplumlara genellenmemesi gerekir.

Erkeklerde daha sık görülüyor; ancak risk yalnızca tütün kullananlarla sınırlı değil

Orofarenks kanserleri erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülmektedir. Bununla birlikte, “bademcik kanseri erkeklerde tam dört kat daha fazla görülür” şeklindeki sabit bir oranın tüm toplumlara ve tüm tümör alt gruplarına genellenmesi doğru değildir. Cinsiyet farkı; ülkeye, dönemsel epidemiyolojik özelliklere, tütün ve alkol kullanımına ve HPV ile ilişkili hastalığın dağılımına göre değişebilir.

Tütün ve alkol kullanımının azaltılması veya bırakılması, baş-boyun kanserleri açısından değiştirilebilir risk faktörlerinin başında gelir. Ancak HPV ile ilişkili orofarenks kanserleri, tütün kullanmayan kişilerde de ortaya çıkabilir. Bu nedenle düşük veya klasik risk faktörlerinden yoksun görünen bireylerde dahi kalıcı, tek taraflı veya açıklanamayan belirtiler göz ardı edilmemelidir.

Erken tanı tedavi seçeneklerini etkileyebilir

Bademcik kanserinin tedavisi; tümörün evresi, anatomik yerleşimi, lenf nodu tutulumu, HPV/p16 durumu, hastanın genel sağlık durumu ve diğer klinik özellikler dikkate alınarak multidisipliner şekilde planlanır.

Erken evrede ve uygun seçilmiş hastalarda transoral cerrahi veya radyoterapi küratif tedavi seçenekleri arasında yer alabilir. Transoral lazer mikrocerrrahi veya transoral robotik cerrahi (TORS), uygun hastalarda tümöre ağız yoluyla ulaşılmasına olanak sağlayarak boyunda veya yüzde büyük bir dış kesi ihtiyacını azaltabilir.

Boyun lenf nodu tutulumu veya patolojik risk özellikleri bulunması halinde boyun diseksiyonu ve/veya adjuvan radyoterapi ya da kemoradyoterapi gündeme gelebilir. Daha ileri veya nüks/metastatik hastalıkta ise hastalığın özelliklerine göre sistemik tedaviler, immünoterapi ve diğer tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.

Bu nedenle “erken tanı kesin olarak daha az tedavi gerektirir” şeklinde mutlak bir ifade yerine, erken evrede saptanan ve uygun özelliklere sahip hastalarda daha sınırlı ve organ fonksiyonlarını korumaya yönelik tedavi seçeneklerinin mümkün olabileceği belirtilmelidir.

Özellikle HPV/p16-pozitif orofarenks kanserlerinin biyolojik ve prognostik özellikleri, HPV-negatif hastalıktan farklıdır. Ancak HPV pozitifliğinin tek başına her hasta için aynı tedavi yaklaşımını gerektirdiği düşünülmemeli; tedavi kararı tümör evresi ve diğer klinikopatolojik özelliklerle birlikte verilmelidir.

Tanı nasıl konur?

Şüpheli belirtiler bulunan hastalarda tanısal süreç yalnızca fizik muayeneyle sınırlı değildir. KBB ve baş-boyun cerrahisi değerlendirmesinin ardından gerekli görülen hastalarda endoskopik inceleme ve uygun görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.

Kesin tanı ise histopatolojik inceleme ile konur. Boyun kitlesi bulunan erişkinlerde, klinik değerlendirme ve görüntüleme bulgularına göre çoğu durumda ilk doku tanısı yöntemi olarak ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB/FNA) veya uygun merkezlerde ultrason eşliğinde iğne biyopsisi tercih edilir. Şüpheli primer lezyonun doğrudan biyopsisi ve gerekli diğer incelemeler hastanın klinik durumuna göre planlanır.

HPV ile ilişkili orofarenks kanserlerinin değerlendirilmesinde p16 immünohistokimyası, özellikle tümör dokusunda HPV ile ilişkili biyolojinin belirlenmesine yönelik önemli bir biyobelirteçtir. Gerektiğinde HPV’ye yönelik ek moleküler testler de kullanılabilir.

Hasta bakımında en önemli mesaj: kalıcı belirtileri geciktirmemek

Bademcik bölgesindeki her şişlik veya boğaz ağrısı kanser değildir. Ancak erişkin bir hastada kalıcı boyun kitlesi, tek taraflı ve açıklanamayan boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya kulakta yansıyan ağrı gibi bulguların uzaması halinde enfeksiyon varsayımıyla değerlendirmeyi ertelemek uygun değildir.

Erken ve doğru tanı; hastalığın evresinin belirlenmesi, uygun tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi ve multidisipliner hasta yönetiminin zamanında başlatılması açısından önem taşır.