📝 Editoryal Not
“50 yaşından sonra mutlaka PSA testi” ifadesi yerine risk uyarlamalı erken tanı yaklaşımı tercih edilmiştir. EAU 2026 kılavuzuna göre ortalama riskli erkeklerde PSA temelli değerlendirme yaklaşık 50 yaş civarında; aile öyküsü bulunanlarda 45 yaşından itibaren, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaşından itibaren ele alınmalıdır. PSA prostat kanserine özgü bir belirteç değildir; iyi huylu prostat büyümesi ve prostatit gibi durumlarda da yükselebilir. Bu nedenle PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmez. İdrar şikâyetlerinin prostat kanserinin tipik veya erken belirtisi olduğu algısını önlemek amacıyla, bu belirtilerin özellikle ileri veya lokal ilerlemiş hastalıkta ortaya çıkabileceği ve iyi huylu prostat büyümesi gibi başka nedenlerle de görülebileceği vurgulanmıştır. Tanı sürecine, gerekli durumlarda prostat MR’ı ve biyopsinin dahil olduğu bilgisi eklenmiş; EAU 2026’nın şüpheli lokalize hastalıkta biyopsi öncesi MR yapılmasına yönelik güçlü önerisi doğrultusunda süreç daha net ifade edilmiştir. Tedavi seçenekleri korunurken aktif izlem, cerrahi, radyoterapi ve sistemik tedavilerin hastalığın risk grubu ve evresine göre belirlendiği açıkça belirtilmiştir. “Robotik cerrahi daha konforludur” gibi doğrudan üstünlük çağrıştırabilecek bir ifade yerine, robot yardımlı cerrahinin uygun hastalarda kullanılabilen cerrahi yaklaşımlardan biri olduğu ifade edilmiştir.
Prostat kanseri, erken evrelerde çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebiliyor. Türkiye’de erkeklerde en sık görülen ikinci kanser olan prostat kanserinde erken tanı ve risk değerlendirmesi amacıyla PSA testi ve ürolojik değerlendirmeden yararlanılıyor. Yaş, aile öyküsü ve genetik özellikler gibi risk faktörleri değerlendirilerek kişiye uygun bir erken tanı yaklaşımı belirlenebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdal Kukul, prostat kanseri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Kendinizi iyi hissetmeniz kontrollerinizi ertelemenize neden olmasın
Prostat, erkek üreme sisteminin bir parçası olan ve idrar kesesinin hemen altında yer alan bir bezdir. Prostat kanseri, prostat dokusundaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda ortaya çıkar. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebilir; bazı tümörler yavaş ilerlerken bazıları daha agresif özellik gösterebilir.
Prostat kanserinin önemli özelliklerinden biri, özellikle erken ve prostatla sınırlı evrelerde çoğu zaman belirti vermemesidir. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi, prostat kanseri olmadığı anlamına gelmez. Yaş ilerledikçe risk artarken, ailede prostat kanseri öyküsü bulunması da riski yükseltebilir. Bu nedenle erken tanı konusunda yaş ve kişisel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi önem taşır.
PSA önemli bir test ancak tek başına tanı koydurmuyor
PSA, prostat hücreleri tarafından üretilen ve kanda ölçülebilen bir proteindir. Prostat kanseri şüphesinin değerlendirilmesinde önemli bir test olmakla birlikte, PSA prostat kanserine özgü değildir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve bazı diğer durumlarda da PSA düzeyi yükselebilir. Bu nedenle yüksek PSA sonucu tek başına kanser tanısı anlamına gelmez.
Erken tanı sürecinde PSA sonucu; yaş, aile öyküsü, klinik değerlendirme ve gerektiğinde diğer testlerle birlikte ele alınır. PSA değerinin yüksek bulunması durumunda bazı hastalarda testin tekrarlanması, prostat MR’ı, risk hesaplama araçları veya uygun görülen durumlarda biyopsi gibi ileri değerlendirmeler gündeme gelebilir. Güncel EAU kılavuzları, şüpheli lokalize prostat kanseri durumunda biyopsi öncesinde prostat MR’ından yararlanılmasını öneriyor.
Risk durumuna göre erken tanı yaklaşımı belirleniyor
Prostat kanseri açısından erken tanı değerlendirmesinde tek bir yaş sınırı herkes için aynı şekilde uygulanmıyor. Güncel Avrupa Üroloji Derneği kılavuzlarında, yeterli yaşam beklentisi olan ve bilgilendirilmiş erkeklerde kişiye özel risk uyarlamalı yaklaşım öneriliyor. Ortalama riskteki erkeklerde PSA değerlendirmesi 50 yaşından itibaren; aile öyküsü bulunanlarda 45 yaşından itibaren, BRCA2 mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaşından itibaren gündeme gelebiliyor.
Türkiye’de ise prostat kanseri erkeklerde en sık görülen ikinci kanserdir. GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye’de erkeklerde 17.274 yeni prostat kanseri vakası bildirildi ve prostat kanseri erkeklerde görülen kanserler arasında akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer aldı.
İdrar yaparken zorlanma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma veya idrarda kan görülmesi gibi şikâyetler ürolojik değerlendirmeyi gerektirebilir. Ancak bu belirtiler tek başına prostat kanseri anlamına gelmez; özellikle iyi huylu prostat büyümesi gibi farklı nedenlerle de ortaya çıkabilir. Prostat kanserinde belirtiler çoğunlukla hastalık ilerlediğinde ortaya çıktığından, yalnızca şikâyetlerin başlamasını beklemek erken tanı açısından uygun değildir.
Tedavi kişiye özel planlanıyor
Prostat kanseri tanısı konulduğunda tedavi yaklaşımı; hastalığın risk grubu ve evresi, tümörün özellikleri, hastanın yaşı, genel sağlık durumu, yaşam beklentisi ve kişisel tercihleri gibi birçok faktör dikkate alınarak belirlenir.
Başlıca tedavi ve izlem seçenekleri şunlardır:
- Aktif izlem: Özellikle düşük riskli ve klinik olarak anlamlı ilerleme ihtimali düşük bazı prostat kanserlerinde, hemen aktif tedavi yerine düzenli takip tercih edilebilir. Bu yaklaşım, uygun hastalarda hastalığın seyrinin yakından izlenmesini amaçlar.
- Cerrahi tedavi: Radikal prostatektomi, prostatın ve gerekli durumlarda çevresindeki bazı dokuların cerrahi olarak çıkarılmasını amaçlar. Uygun hastalarda lokalize prostat kanseri için tedavi seçeneklerinden biridir. Robot yardımlı cerrahi de cerrahi yaklaşım seçenekleri arasında yer alabilir.
- Radyoterapi: Harici ışın tedavisi veya brakiterapi gibi yöntemlerle prostat kanserinin kontrol altına alınması hedeflenebilir. Tedavi seçimi hastalığın risk grubuna ve hastanın özelliklerine göre yapılır.
- Hormon tedavisi: Androjen baskılama tedavisi olarak da adlandırılan hormon tedavisi, testosteronun tümör üzerindeki etkisini azaltmayı amaçlar. Özellikle daha yüksek riskli, lokal ileri veya metastatik hastalıkta diğer tedavilerle birlikte ya da belirli durumlarda tek başına kullanılabilir.
- Kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler: Özellikle metastatik hastalıkta veya belirli biyolojik özelliklere sahip tümörlerde kemoterapi, yeni nesil androjen reseptörü hedefli tedaviler ve uygun hastalarda moleküler özelliklere göre hedefe yönelik tedaviler değerlendirilebilir. Tedavi seçimi hastalığın özelliklerine göre bireyselleştirilir.
Prostat kanserinde erken tanı ve tedavi yaklaşımının temelini, kişinin yaşının yanı sıra aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin değerlendirilmesi oluşturur. PSA testi önemli bir araç olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Bu nedenle özellikle risk faktörü bulunan erkeklerin, herhangi bir şikâyet ortaya çıkmasını beklemeden hekimleriyle erken tanı ve takip seçeneklerini görüşmeleri önem taşır.
