📝 Editoryal Not:
Bu içerik, meme kanseri riskinin yalnızca bireysel veya genetik özelliklerle değil, çalışma yaşamındaki belirli maruziyetlerle birlikte değerlendirilmesine dikkat çekmesi açısından önem taşıyor. Ancak bilimsel açıdan “meslek” ile “meme kanseri” arasında doğrudan nedensellik kurulmasından kaçınmak gerekiyor. Özellikle gece vardiyası için IARC, sirkadiyen ritmi bozan gece vardiyası çalışmasını Grup 2A, yani insanlar için muhtemel kanserojen olarak sınıflandırıyor; ancak bu sınıflandırma belirli bir bireyin meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmiyor. İyonlaştırıcı radyasyonun kanser riski açısından önemi ise maruziyetin dozu, süresi ve yaş gibi özelliklere bağlı. Kimyasal maruziyetler konusunda ise kanıtların maddeye özgü değerlendirilmesi gerekiyor; bu nedenle özgül kimyasallar için güçlü epidemiyolojik kanıt bulunmadan genelleme yapılmaması daha doğru. Aşağıdaki metin bu çerçevede, sağlık profesyonellerine yönelik daha temkinli ve bilimsel bir dille yeniden yapılandırılmıştır.
Meme kanseri riski; yaş, aile öyküsü, kalıtsal genetik değişiklikler, üreme ve hormonal özellikler, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ve alkol kullanımı gibi çok sayıda faktörün birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Çalışma yaşamı da kişinin uzun yıllar boyunca belirli çevresel ve fiziksel etkenlere maruz kalması nedeniyle bu risk değerlendirmesinde dikkate alınabilecek unsurlardan biridir. Bununla birlikte, tek başına bir meslek unvanından hareketle meme kanseri riski hakkında kesin bir sonuca varmak bilimsel olarak doğru değildir.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, meslek ile meme kanseri arasında her birey için doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını belirterek, özellikle uzun süreli gece vardiyası, iyonlaştırıcı radyasyon ve belirli kimyasal maruziyetlerin kişinin genel risk profili değerlendirilirken çalışma öyküsüyle birlikte ele alınabileceğine dikkat çekiyor.
Meslekten Çok Maruziyetin Özellikleri Önem Taşıyor
Bir kişinin belirli bir meslek grubunda çalışması, tek başına meme kanseri geliştireceği anlamına gelmez. Bilimsel açıdan daha anlamlı olan; yapılan işin niteliği, maruziyetin türü, yoğunluğu, süresi, tekrarlama sıklığı ve uygun iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığıdır.
Uzm. Dr. Aresh Soudmand, “Meme kanseri çok faktörlü bir hastalıktır. Bu nedenle ‘şu mesleği yapanlarda meme kanseri gelişir’ şeklinde bir genelleme yapmak doğru değildir. Ancak bazı çalışma koşulları, kişinin yıllar boyunca belirli etkenlere daha fazla maruz kalmasına yol açabilir. Mesleki öykünün de kişinin genel sağlık ve risk değerlendirmesinin bir parçası olarak ele alınması önemlidir.” diyor.
Bu yaklaşım, epidemiyolojik açıdan da önem taşıyor. Aynı meslek unvanına sahip çalışanların maruziyet düzeyleri birbirinden önemli ölçüde farklı olabilir. Dolayısıyla risk değerlendirmesinde “meslek” yerine mümkün olduğunca spesifik maruziyetin tanımlanması daha uygun bir yaklaşımdır.
Gece Vardiyası ve Sirkadiyen Ritim
Gece vardiyasıyla çalışma, meme kanseri ile ilişkisi araştırılan mesleki faktörlerden biridir. Gece çalışması, uyku-uyanıklık döngüsünü ve sirkadiyen ritmi (vücudun yaklaşık 24 saatlik biyolojik zamanlama sistemini) bozabilir. Bu değişikliklerin hormonal ve metabolik süreçler üzerindeki etkileri, gece çalışması ile kanser arasındaki olası ilişkinin araştırılmasında temel biyolojik mekanizmalardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2019 yılında sirkadiyen ritim bozulmasıyla ilişkili gece vardiyası çalışmasını Grup 2A, “insanlar için muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma, gece çalışan her bireyin kanser geliştireceği veya ilişkinin yalnızca meme kanseriyle sınırlı olduğu anlamına gelmez; epidemiyolojik kanıtların ve mekanistik bulguların birlikte değerlendirilmesine dayanan bir tehlike sınıflandırmasıdır.
Sağlık hizmetleri, üretim, hizmet ve ulaşım gibi sektörlerde gece vardiyası farklı biçimlerde uygulanabilmektedir.
Uzm. Dr. Soudmand, “Gece çalışmasını tek başına meme kanserinin nedeni olarak göstermek doğru değildir. Bununla birlikte uzun süreli ve düzenli gece vardiyası, kanser riski açısından araştırılan çalışma koşullarından biridir. Kişinin riskini değerlendirirken çalışma düzeninin yanı sıra yaş, aile öyküsü, meme yoğunluğu, kişisel meme hastalığı öyküsü ve üreme-hormonal özellikler gibi diğer faktörlerin de birlikte ele alınması gerekir.” ifadelerini kullanıyor.
İyonlaştırıcı Radyasyonda Doz ve Maruziyet Süresi Belirleyici
Mesleki açıdan dikkat edilmesi gereken bir diğer konu iyonlaştırıcı radyasyondur. İyonlaştırıcı radyasyonun meme kanseri dahil çeşitli kanserlerle ilişkisi özellikle yüksek veya anlamlı maruziyetlerde iyi tanımlanmıştır. Risk değerlendirmesinde radyasyonun türü, alınan doz, maruziyet süresi ve maruziyetin gerçekleştiği yaş önem taşır. Özellikle genç yaşlarda göğüs bölgesinin radyasyona maruz kalması meme kanseri açısından daha belirgin bir risk faktörüdür.
Radyasyonla çalışan sağlık personeli ve bazı endüstriyel alanlardaki çalışanlar açısından dozun izlenmesi, maruziyetin mümkün olduğunca azaltılması ve uygun radyasyondan korunma uygulamalarının sürdürülmesi temel iş sağlığı ve güvenliği ilkelerindendir. WHO da mesleki iyonlaştırıcı radyasyon maruziyetinin azaltılmasını kanserden korunma stratejileri arasında saymaktadır.
Havacılık çalışanlarında ise yüksek irtifada kozmik radyasyona maruziyet gibi farklı mesleki faktörler gündeme gelebilir. Ancak mevcut bilgiler, pilotluk veya kabin görevliliği gibi bir meslek adının tek başına meme kanserine neden olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Burada da toplam maruziyet ve diğer bireysel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Uzm. Dr. Soudmand, “Radyasyon konusunda maruziyetin türü, dozu, süresi ve kişinin hangi yaş döneminde maruz kaldığı önemlidir. Meslek adı üzerinden tek başına risk tanımlamak yerine kişinin toplam maruziyetinin değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.” diyor.
Kimyasal Maruziyetlerde Maddeye Özgü Değerlendirme Gerekli
Tarım, üretim, tekstil, plastik, kozmetik ve temizlik gibi çeşitli çalışma alanlarında farklı kimyasallara maruziyet söz konusu olabilir. Bununla birlikte bu maddelerin meme kanseriyle ilişkisi aynı düzeyde kanıtlanmış değildir. Bu nedenle “kimyasallarla çalışanlarda meme kanseri riski artar” şeklinde genel bir ifade yerine, hangi maddeye, hangi dozda ve ne kadar süreyle maruz kalındığının değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle kanserojen olduğu bilinen veya endokrin sistemi etkileyebileceği düşünülen maddeler açısından maruziyetin azaltılması, uygun kişisel koruyucu donanımın kullanılması, mühendislik kontrolleri ve iş hijyeni uygulamaları önem taşır. Ancak belirli bir pestisit, çözücü veya başka bir kimyasal için meme kanseri riski ileri sürülecekse, ilgili maddeye özgü epidemiyolojik ve toksikolojik kanıtların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Uzm. Dr. Soudmand, “Çalışanın yalnızca meslek unvanını bilmek yeterli değildir. Aynı mesleği yapan iki kişinin çalışma ortamları ve maruziyet düzeyleri birbirinden oldukça farklı olabilir. Bu nedenle mesleki risklerden söz ederken maruz kalınan etkeni, maruziyetin düzeyini ve süresini değerlendirmek gerekir.” diyor.
Bireysel Risk Faktörleri Çalışma Koşullarıyla Birlikte Değerlendirilmeli
Meme kanseri riskinin değerlendirilmesinde çalışma koşulları, daha geniş bir klinik tablonun yalnızca bir bölümünü oluşturur. İleri yaş, kişisel meme kanseri veya bazı yüksek riskli meme lezyonlarının öyküsü, ailede meme veya over kanseri bulunması, BRCA1, BRCA2 ve PALB2 gibi meme kanseriyle ilişkili genlerdeki patojenik varyantlar, meme yoğunluğu, üreme öyküsü ve bazı hormonal tedaviler önemli risk belirleyicileri arasında yer alır. Alkol kullanımı, fiziksel aktivite düzeyi ve menopoz sonrası fazla vücut ağırlığı gibi değiştirilebilir faktörler de riskle ilişkilidir.
Özellikle aile öyküsünün bulunmaması kişinin otomatik olarak düşük riskli olduğu anlamına gelmez. WHO verilerine göre meme kanserlerinin önemli bir bölümü belirgin bir risk faktörü olmayan kişilerde de ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle yalnızca meslek veya çalışma koşullarına dayanarak bir kişinin “yüksek riskli” ya da “düşük riskli” olarak sınıflandırılması doğru değildir.
Uzm. Dr. Aresh Soudmand, “Meme kanserinde önemli olan kişisel risk faktörlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesidir. Çalışma koşulları da gerekli durumlarda bu değerlendirmenin bir parçası olabilir. Meme sağlığının takibinde kişinin yaşı, bireysel riskleri, semptomları ve klinik değerlendirmesi doğrultusunda uygun tarama veya tanısal görüntüleme yaklaşımı hekim tarafından belirlenir.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
