📝 Editoryal Not:
Karaciğerde saptanan her kitle kanser anlamına gelmez; kitlelerin önemli bir bölümü iyi huylu olabilir. Bununla birlikte bazı lezyonlar primer karaciğer kanserleri veya başka organlardan karaciğere yayılan metastazlar olabilir. Bu nedenle görüntülemede saptanan bir kitlenin niteliğinin doğru belirlenmesi, özellikle kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerde önem taşır. Metin, bilimsel doğruluk açısından “her kitle ameliyat edilmelidir” ve “karaciğer kendini tamamen yeniler” gibi genelleyici ifadelerden arındırılarak; tanı, risk değerlendirmesi ve tedavi seçenekleri daha klinik bir çerçevede yeniden düzenlenmiştir.

Karaciğerdeki birçok kitle herhangi bir belirtiye neden olmadan, ultrasonografi veya başka bir nedenle yapılan görüntülemeler sırasında tesadüfen saptanabiliyor. Ancak bazı lezyonlar kötü huylu olabilir veya başka bir organdaki kanserin karaciğere yayılımını temsil edebilir. Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer kitlelerinin değerlendirilmesinde lezyonun türü, hastanın karaciğer sağlığı ve eşlik eden risk faktörlerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Karaciğerdeki Her Kitle Kötü Huylu Değil

Karaciğerde saptanan kitleler temel olarak iyi huylu ve kötü huylu lezyonlar şeklinde değerlendirilebilir. İyi huylu lezyonlar arasında hemangiom, fokal nodüler hiperplazi ve hepatoselüler adenom gibi farklı oluşumlar bulunur.

Bu lezyonların önemli bir bölümü herhangi bir belirti oluşturmaz ve başka bir nedenle gerçekleştirilen ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRG) sırasında tesadüfen fark edilir.

Prof. Dr. Cem İbiş, “Karaciğerde bir kitle saptanması tek başına kanser tanısı anlamına gelmez. Öncelikle lezyonun görüntüleme özellikleri, büyüklüğü, yerleşimi ve hastanın klinik özellikleri değerlendirilerek hangi tür oluşum olduğunun belirlenmesi gerekir” diyor.

İyi huylu lezyonların çoğunda cerrahi tedavi gerekmeyebilir. Ancak lezyonun türüne, boyutuna, büyüme eğilimine ve hastada oluşturduğu yakınmalara göre takip veya tedavi kararı değişebilir.

Kötü Huylu Kitleler Primer veya Metastatik Olabilir

Karaciğerdeki kötü huylu tümörler iki temel grupta ele alınabilir.

Primer karaciğer kanserleri, karaciğerin kendi hücrelerinden kaynaklanır. Bunların en sık görülen tipi hepatoselüler karsinomdur. Özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerde risk artabilir.

Metastatik karaciğer tümörleri ise başka bir organda başlayan kanser hücrelerinin karaciğere yayılması sonucunda ortaya çıkar. Klinik uygulamada karaciğerde saptanan kötü huylu lezyonların önemli bir bölümü metastatik hastalıkla ilişkili olabilir.

Bu nedenle karaciğerde saptanan kitlenin değerlendirilmesinde yalnızca karaciğerin kendisinden kaynaklanan hastalıklar değil, gerektiğinde vücudun diğer bölgelerindeki olası primer tümörler de araştırılır.

Belirti Vermeden İlerleyebilir

Karaciğer kitleleri, özellikle erken dönemde herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Lezyonun büyüklüğü ve yerleşimine bağlı olarak ilerleyen dönemlerde sağ üst karın bölgesinde ağrı veya dolgunluk, erken doyma, halsizlik ve iştahsızlık gibi yakınmalar görülebilir.

Kilo kaybı, sarılık, karında belirgin şişlik veya açıklanamayan genel durum değişiklikleri ise farklı karaciğer hastalıklarında da görülebilen bulgulardır ve değerlendirme gerektirir.

Prof. Dr. İbiş, “Karaciğer hastalıklarının uzun süre sessiz seyredebilmesi nedeniyle yalnızca belirti ortaya çıkmasını beklemek doğru değildir. Özellikle kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerin hekim tarafından belirlenen düzenli takiplerini aksatmaması önemlidir” ifadelerini kullanıyor.

Kronik Karaciğer Hastalıklarında Risk Daha Yüksek

Primer karaciğer kanseri açısından önemli risk faktörleri arasında kronik Hepatit B veya Hepatit C enfeksiyonu, siroz ve bazı kronik karaciğer hastalıkları bulunur.

Alkol kullanımı ve metabolik hastalıklarla ilişkili karaciğer yağlanması da özellikle ileri evrede fibrozis ve siroza yol açarak karaciğer kanseri riskini artırabilir.

Bu nedenle kronik hepatit veya siroz tanısı bulunan kişilerin takip programları kişisel risklerine göre planlanmalıdır.

Tanıda Görüntüleme Yöntemleri Önemli

Karaciğerde bir lezyon saptandığında ilk aşamada hastanın tıbbi öyküsü, fizik muayenesi ve laboratuvar bulguları değerlendirilir. Ardından lezyonun özelliklerine göre ultrasonografi, kontrastlı BT veya MRG gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.

Özellikle kontrastlı çok fazlı BT veya MRG, belirli karaciğer lezyonlarının karakterizasyonunda önemli bilgiler sağlayabilir.

Bazı lezyonlarda görüntüleme bulguları tanı için yeterli olabilirken, tanının görüntüleme ile kesinleştirilemediği seçilmiş durumlarda biyopsi gündeme gelebilir.

Prof. Dr. Cem İbiş, “Karaciğerde saptanan her lezyona aynı şekilde yaklaşmak doğru değildir. Görüntüleme bulguları ve hastanın risk profili birlikte değerlendirilerek takip, ileri inceleme veya tedavi gereksinimi belirlenmelidir” diyor.

Erken Evrede Tedavi Seçenekleri Artıyor

Karaciğer tümörlerinde tedavi; tümörün türü ve evresi, büyüklüğü ve sayısı, damarlarla ilişkisi, karaciğerin fonksiyonel rezervi ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktöre göre belirlenir.

Uygun hastalarda cerrahi rezeksiyon, özellikle lokalize karaciğer tümörlerinde küratif tedavi seçeneklerinden biri olabilir. Bazı hastalarda ise karaciğer nakli uygun bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir.

Cerrahiye uygun olmayan veya farklı özellikler taşıyan hastalarda tümörün özelliklerine göre ablasyon yöntemleri, transarteriyel tedaviler, radyoterapi, sistemik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler veya immünoterapi gibi seçenekler gündeme gelebilir.

Tedavi kararı, hastalığın özelliklerine göre multidisipliner bir ekip tarafından verilmelidir.

“Karaciğerin Yenilenme Kapasitesi Cerrahi Planlamada Önemli”

Karaciğerin belirli ölçüde rejenerasyon kapasitesine sahip olması, uygun hastalarda cerrahi rezeksiyon yapılabilmesini sağlayan önemli özelliklerden biridir. Ancak bu durum, karaciğerin her büyüklükteki tümörü veya sınırsız miktarda dokunun çıkarılmasını tolere edebileceği anlamına gelmez.

Cerrahi planlamada geride bırakılacak karaciğer dokusunun miktarı ve fonksiyonu, hastanın mevcut karaciğer hastalığı ve tümörün anatomik özellikleri birlikte değerlendirilir.

Kapalı cerrahi yöntemler ise uygun hastalarda ameliyat sonrası iyileşme sürecine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte laparoskopik veya robotik cerrahinin her karaciğer tümörü için uygun olmadığı ve yöntemin tümörün özelliklerine göre seçilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Karaciğerde Saptanan Kitle İhmal Edilmemeli

Karaciğerde bir kitle saptanması doğrudan kanser tanısı anlamına gelmez. Ancak lezyonun iyi huylu olduğunun güvenilir biçimde ortaya konulması ve kötü huylu olasılıkların gerektiğinde dışlanması önem taşır.

Özellikle kronik hepatit, siroz veya başka bir kanser öyküsü bulunan kişilerde karaciğerde saptanan yeni bir lezyonun uzman değerlendirmesinden geçirilmesi gerekir.

Prof. Dr. Cem İbiş, “Karaciğerde saptanan her kitle için ameliyat gerekmeyebilir. Asıl önemli olan, kitlenin doğru şekilde karakterize edilmesi ve hastaya özgü en uygun takip veya tedavi yaklaşımının belirlenmesidir. Erken ve doğru değerlendirme, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin artırılmasına katkı sağlayabilir” diyerek sözlerini tamamlıyor.