📝 Editoryal Not:
Metin, göz ile bağışıklık sistemi arasındaki karmaşık ilişkiyi ve inflamatuvar/otoimmün hastalıkların görme sağlığı üzerindeki etkilerini anlaşılır biçimde ele alıyor. Bilimsel doğruluk açısından bazı ifadeler daha dikkatli hale getirildi: gözün “bağışıklık sisteminden gizli” olmadığı, immün ayrıcalığın mutlak bir bağışıklık izolasyonu anlamına gelmediği vurgulandı; ayrıca üveit, Sjögren sendromu, tiroid göz hastalığı ve optik nöritin aynı mekanizma üzerinden gelişmediği netleştirildi. “Ağır stres ve toksinler” gibi doğrudan neden-sonuç izlenimi yaratabilecek ifadeler de daha temkinli biçimde düzenlendi.

Bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara ve diğer tehditlere karşı vücudu korurken bazı durumlarda kendi dokularına yönelik anormal bağışıklık yanıtları geliştirebilir. Göz de inflamatuvar ve otoimmün hastalıklardan etkilenebilen organlardan biridir. Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. Berna Başarır, gözün bağışıklık sistemiyle olan özel ilişkisini ve bağışıklık aracılı göz hastalıklarında erken tanının önemini anlattı.

Göz, görme işlevinin hassas yapısı nedeniyle bağışıklık yanıtlarının belirli ölçüde sınırlandırıldığı özel bir mikroçevreye sahiptir. Bu durum tıp literatüründe “immün ayrıcalık” (immune privilege) olarak tanımlanır.

Ancak immün ayrıcalık, gözün bağışıklık sisteminden tamamen izole olduğu veya bağışıklık hücrelerinin göze ulaşamadığı anlamına gelmez.

Göz Bağışıklık Sisteminden Gizli Değil

Prof. Dr. Berna Başarır, gözün bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim içinde olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Gözlerimiz bağışıklık sisteminden tamamen gizlenmiş değildir. Göz dokularında çeşitli bağışıklık hücreleri bulunur ve göz, enfeksiyonlara veya doku hasarına karşı bağışıklık yanıtı oluşturabilir. Bununla birlikte görme işlevini korumak amacıyla inflamasyonu sınırlayan mekanizmalar da devrededir.”

Göz içindeki bağışıklık yanıtının düzenlenmesinde kan-retina bariyeri, göz dokularındaki immün düzenleyici mekanizmalar ve antiinflamatuvar mikroçevre önemli rol oynar. Bu hassas dengenin bozulması ise inflamatuvar göz hastalıklarının ortaya çıkmasına veya mevcut hastalıkların ağırlaşmasına katkıda bulunabilir.

Otoimmün Göz Hastalıkları Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi, kişinin kendi dokularına karşı anormal bir yanıt geliştirebilir. Gözün tek başına etkilendiği tabloların yanı sıra, sistemik otoimmün veya inflamatuvar hastalıklar göz dokularını da etkileyebilir.

Genetik yatkınlık, bağışıklık sisteminin düzenlenmesindeki bozukluklar ve bazı çevresel faktörler bu hastalıkların gelişiminde rol oynayabilir. Ancak tek bir faktörün varlığı, kişinin mutlaka otoimmün bir göz hastalığı geliştireceği anlamına gelmez.

Hangi Hastalıklar Gözleri Etkileyebilir?

Bağışıklık sistemiyle ilişkili veya sistemik inflamatuvar hastalıkların göz bulguları farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Üveit

Üveit, gözün üvea olarak adlandırılan orta tabakasının inflamasyonudur. Enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar ve diğer inflamatuvar süreçlerle ilişkili olabilir.

Gözde kızarıklık, ağrı, ışığa hassasiyet ve görme azalması gibi belirtilere yol açabilir. Tedavi edilmediğinde veya ağır seyrettiğinde retina, göz içi lensi ve görme siniri gibi yapıların etkilenmesi sonucunda kalıcı görme kaybı gelişebilir.

Sjögren Sendromu ve Kuru Göz

Sjögren sendromu, özellikle gözyaşı ve tükürük bezlerini etkileyebilen sistemik otoimmün bir hastalıktır.

Gözyaşı üretiminin azalmasına bağlı olarak kuru göz hastalığı, yanma, batma, yabancı cisim hissi, ışığa hassasiyet ve görmede dalgalanma ortaya çıkabilir.

Ancak her kuru göz yakınmasının otoimmün hastalık anlamına gelmediği unutulmamalıdır.

Graves Hastalığı ve Tiroid Göz Hastalığı

Tiroid göz hastalığı (Graves orbitopatisi), bağışıklık sistemi aracılı bir süreç sonucunda göz çevresindeki ve göz hareketlerinden sorumlu kasların bulunduğu dokuların etkilenmesiyle ortaya çıkabilir.

Gözlerde öne doğru belirginleşme (proptozis), kuruluk, göz kapağında çekilme, çift görme ve bazı hastalarda görme sinirinin etkilenmesine bağlı görme kaybı görülebilir.

Optik Nörit

Optik nörit, görme sinirinin inflamasyonudur ve özellikle multipl skleroz başta olmak üzere bazı nöroimmün hastalıklarla ilişkili olabilir.

Tipik olarak görme azalması ve göz hareketleriyle artabilen göz çevresi ağrısı görülebilir. Ancak optik nöritin de farklı nedenleri olabileceğinden, tanı ayrıntılı nöro-oftalmolojik değerlendirme ile konulmalıdır.

Behçet Hastalığı ve Sarkoidoz

Behçet hastalığı ve sarkoidoz gibi sistemik inflamatuvar hastalıklar gözde özellikle üveit ve retinal damar inflamasyonu gibi ciddi tablolara neden olabilir.

Bu hastalıklarda göz bulguları bazen sistemik hastalığın ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle tekrarlayan veya nedeni açıklanamayan göz içi inflamasyonlarında sistemik hastalıklar da değerlendirilmelidir.

Otoimmün Retinopati

Otoimmün retinopati, nadir görülen ve bağışıklık sisteminin retina yapılarına karşı geliştirdiği antikorlar veya diğer immün mekanizmalarla ilişkilendirilen bir retinal hastalık grubudur.

Görme alanında değişiklik, gece görmede güçlük ve görme keskinliğinde azalma gibi belirtiler görülebilir. Tanı, klinik bulguların yanı sıra elektrofizyolojik ve diğer yardımcı testlerin birlikte değerlendirilmesini gerektirebilir.

Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli

Prof. Dr. Berna Başarır, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan göz yakınmalarının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Gözde ağrı, belirgin kızarıklık, ışığa hassasiyet, ani veya ilerleyici görme azalması, yeni başlayan uçuşmalar ve görme alanında değişiklikler gibi belirtiler göz ardı edilmemelidir. Bu bulguların nedeni her zaman otoimmün bir hastalık değildir; ancak bazı durumlarda hızlı değerlendirme ve tedavi gerektiren göz hastalıklarının belirtisi olabilir.”

Özellikle ani görme kaybı, yeni başlayan yoğun uçuşmalar, ışık çakmaları veya görme alanında perde/karanlık alan oluşması acil göz değerlendirmesi gerektiren durumlar arasında yer alır.

Erken Tanı Görme Kaybını Önlemede Önemli

Bağışıklık aracılı göz hastalıklarında tedavi, hastalığın türüne, gözde etkilenen anatomik bölgeye, inflamasyonun şiddetine ve eşlik eden sistemik hastalıklara göre planlanır.

Tedavide topikal veya sistemik kortikosteroidler, immünomodülatör veya immünsüpresif ilaçlar ve hastalığın özelliğine göre biyolojik tedaviler kullanılabilir. Tedavi seçimi hastalığa özgü klinik değerlendirme ve gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği içerisinde yapılmalıdır.

Prof. Dr. Başarır, “Bağışıklık sistemiyle ilişkili göz hastalıklarında temel amaç yalnızca mevcut inflamasyonu kontrol altına almak değil, uzun vadede görme fonksiyonunu ve göz dokularının bütünlüğünü korumaktır. Erken tanı ve hastalığa uygun tedavi, kalıcı doku hasarı ve görme kaybı riskini azaltmada önemli rol oynar” ifadelerini kullandı.

Özellikle bilinen bir otoimmün veya inflamatuvar hastalığı bulunan, yeni başlayan göz belirtileri yaşayan ya da nedeni açıklanamayan tekrarlayan göz inflamasyonu bulunan kişilerin göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önem taşır.